(818 S. K. m. 449) (3095 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.05.2008 tarih ve 2007/824 - 2008/269 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davacı avukatı A.S. ile davalı avukatı E.Y. gelip temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Şaşkınbakkal Şubesi müşterisi olup, vadeli-vadesiz, döviz ve TL hesapları ile yatırım hesapları kullanmak suretiyle 1997 yılından beri çalıştığını, müvekkilinin 20.04.2004 tarihinde sahibi bulunduğu bir dairenin satış işlemini taşınmazın satışı için taraflarca kararlaştırılan 340.000 Euro'nun hesaba yatırıldığı konusunda şube müdürü A.T.'dan telefonda sözlü onay alması üzerine gerçekleştirdiğini, alıcı tarafından satış bedelinin (256.000) Euro'sunun müvekkili hesabına virmanlanıp, bakiye (84.000) Euro'nun müvekkili hesabına yatırılmak üzere şubeye götürüldüğünü fakat şube müdürünün o anda sistemlerin çalışmadığını bildirmesi üzerine müvekkili hesabına yatırılmak üzere şube müdürünün kartvizitinin arkasına 84.000 Euro elden aldım yazıp imzalanarak kendisine teslim edildiğini, bilahare şube müdürünün bir takım yolsuzluklara karıştığının öğrenildiğini, şube müdürünün gerek müfettiş, gerek kolluk ifadelerinde müvekkilinin parasını zimmetine geçirdiğini kabul ettiğini, müvekkili hesabına geçen (256,000) Euro'nun iki ayrı işlemle hesaptan çekildiğini ancak parayı çekenin adı, soyadı, imzası, kimlik bilgilerinin yer almadığını, (84,000) Euro'nun ise hesaplara hiç intikal etmediğinin anlaşıldığını, davalı hakkında girişilen icra takibine konu (256.000) Euro'nun yasal ödeme süresi olan 7 gün içinde icra dosyasına ödendiğini; ancak, paranın müvekkili hesabına yatırıldığı tarih olan 29.04.2004 ile icra takibinin açılmış olduğu 05.11.2004 tarihleri arasında işlemiş olan faizinin ödenmediğini, sadece takip tarihi ile ödemenin yapıldığı tarih arasındaki 12 günlük faizinin ödendiğini, bakiye faiz ve alacağa itiraz edildiğini, davalı bankanın imza yetkilisi ticari mümessil şube müdürü A.T. tarafından verilen zararı tazminle yükümlü olduğunu ileri sürerek, (84,000) Euro'nun davalı banka şubesine teslim edildiği tarih olan 29.04.2004 tarihinden itibaren, yine müvekkili hesabından bilgisi ve izni dışında çekilen (256.000) Euro'nun müvekkili hesabına virman tarihi olan (29.04.2004) tarihinden davalı banka aleyhine icra takibinin yapıldığı 05.11.2004 tarihine kadar geçen 190 günlük işlemiş faizinin 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, (84,000) Euro'nun şube müdürü A. T. 'a teslim edilip edilmediği ve kartvizitin arkasındaki imzanın A.T. 'a ait olup olmadığının bilinemediğini, bir an için bu olguların kabulü halinde paranın müvekkili bankaya yatırıldığına dair hiçbir bulgu ve buna göre de bankanın pasif, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, paranın bankaya yatırıldığının kanıtlanması gerektiğini, söz konusu kartvizitin bankacılık faaliyeti kapsamında hükmü ve bağlayıcılığının olmadığını, şube müdürü de dahi hiçbir banka çalışanının bankayı tek imza ile temsil ve ilzamının mümkün olmadığını, davacının veya davacı adına para yatırdığı iddia edilenin ağır kusuru bulunduğunu, icra takibine konu müvekkili tarafından yatırılan (256.000) Euro'ya virman tarihi itibariyle değil, ancak ihtarname tarihi olan 16.06.2004 tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, (256,000) Euro'nun davacı hesabına geçirilmek üzere virmanlandığının sabit olduğu (84,000) Euro'nun davacının hesabına yatırılmak amacıyla bankaya getirilerek banka müdürüne elden teslim edildiği, güven müessesesi olan, bankanın kendisini temsil eden kişilerin bankacılık alanındaki eylem ve tasarruflarından BK'nun 449'ncu maddesi uyarınca mudilerine karşı sorumlu olduğu, zararın oluşumundan davalı banka sorumlu ise de parayı kartvizit karşılığı banka müdürüne teslim eden kişinin de % 50 oranında kusurlu olduğu 256.000 Euro'luk alacak kesimine ilişkin olarak, bu miktarın temerrüt tarihi olan 18.06.2004 tarihinden takip tarihi olan 05.11.2004 tarihine kadar 140 günlük işlemiş faizinin davalı bankaca yapılan ödeme düşüldüğünde (5.823,38) Euro olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 42.000 Euro'nun 18.06.2004 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince kamu bankalarının 1 yıllık Euro mevduatına uyguladıkları en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının faiz alacağına ilişkin isteminin 5.821,38 Euro üzerinden kabulü ile bu miktarın davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine karar Dairemizin 2006/2555 E, 2007/9757 K sayılı ilamıyla bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davaya konu paranın taşınmaz satım bedeli olduğunun iddia edildiği, dosyaya getirilen tapu kaydında taşınmaz satış değerinin 430,000 YTL olarak belirtildiği bu tutarın 256.000 Euro'ya yakın olduğu, bu tutarın bankanın kabulünde bulunup, davacı tarafından 84.000 Euro'nun satılan taşınmaz bedeli olarak bankaya elden getirildiğinin inandırıcı bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulü ile 84,000 Euro'ya ilişkin olarak açılan davanın reddine, faiz alacağına ilişkin isteminin kabulü ile 5.821,38 Euro'nun fiili tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacının taşınmazın tapuda satış bedelinin düşük gösterildiği iddiası bulunmadığı gibi taşınmazın restorasyon ve dekorasyon bedelinin ayrıca ödendiği iddiasının hayatın olağan akışına uygun bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy