(6100 S. K. m. 257, 258)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 2.1.2009 tarih ve 2008/2403-2009/1 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen vekili, karşı tarafın kefaletiyle dava dışı L... Şti. Lehine kullandırılan genel kredi hesaplarının 12.11.2007 tarihli ihtarname ile kat edildiğini, ihtarnamenin tebliği üzerine 28.11.2007 tarihinde noterden düzenlenen sözleşme ile borcun 24.12.2007-20.11.2009 tarihleri arasında tasfiyesinin kararlaştırıldığını ancak karşı taraf borçluların edimlerini tam olarak yerine getirmediğini, borcun 24.12.2008 tarihi itibariyle faiziyle birlikte (317.203,70) YTL'na ulaştığını, borçluların mal kaçırma hazırlığında olduğunu ileri sürerek, karşı tarafın anılan meblağda mal ve alacaklarının ihtiyaten haczini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinden yapılan incelemeye dayanılarak, taraflar arasında borcun tasfiyesi konusunda imzalanan sözleşme şartlarının ihlal edilmiş olup olmadığının yapılacak bir yargılama sonucunda belirlenebileceği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati haciz isteyen vekili temyiz etmiştir. Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İ.İ.K.'nun 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz kararı verilmesini talep edebilir. Maddenin ikinci fıkrasında da vadesi gelmemiş borçtan dolayı hangi hallerde ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. Yine aynı yasanın 258. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı talep eden alacaklının, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermesi yeterlidir.
Somut olayda da taraflar arasında borcun tasfiyesi amacıyla düzenlenmiş 28.11.2007 tarihli sözleşmede, miktarı ve vadesi belirlenmiş ve rehinle temin edilmemiş bir alacak söz konusudur. Bu durum karşısında mahkemece, alacaklı tarafından ihtiyati haciz talep edilebileceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın ihtiyati haciz isteyen yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy