(818 S. K. m. 182) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 8.10.2008 tarih ve 2008/118-2008/309 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 5.4.2011 gününde davacı avukatı geldi, davalı avukatı yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkiline bakiye 18.218,00 YTL. nakliye borcunu ödemediğini, tahsiline yönelik başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin her iki fatura borcunu da ödediğini, 26.656,20 YTL meblağlı fatura açısından davacı iddiaların kabul edilemeyeceğini, zira ödeme sebebiyle altına kaşe vurulduğunu, faturanın bu şekilde kapatıldığını, kapalı faturanın ödeme yapıldığına karine teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafından davalıya ticari ilişki süresince iki adet fatura düzenlendiği, düzenlenen bu faturaların KDV dahil toplamın 39.718,80 YTL olduğu, davalı kayıtlarında 10.8.2007 tarihli 13.062,60 YTL fatura bedelinin 11.750,00 YTL'nin banka havalesi ile kalan 1.312,60 YTL'nin ise davacının kullandığı akaryakıt ve diğer ödemelere mahsup edildiği, 18.9.2007 tarihli 26.656,20 YTL fatura bedelinin ise fatura tarihinde nakden ve defaten kasa hesabından ödendiği şeklinde kayıtlandığı, ancak bu fatura bedeline ilişkin ödeme belgesine rastlanmadığı, davalının yaptığı ödemeyi ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, B.K.nun 182 nci maddesi hükmünün somut olay açısından uygulama olanağı olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, bakiye navlun bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davacı taraf 10.8.2007 tarihli 13.062,60 YTL ve 18.9.2007 tarihli 26.656,20 YTL değerindeki faturalara dayalı olarak bakiye 18.218,00-YTL'nin tahsili için takip başlatmış, davalı vekili ise her iki fatura bedelinin de ödendiğini savunmuştur. Esasen, davalı tarafından iki adet fatura karşılığı olarak toplam 21.500 YTL'nin ödendiği davacı tarafın kabulünde olup, uyuşmazlık davaya konu olan bakiye kısmen ödenip ödenmediği hususundaki ispat yükünün kimde olduğu noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, ispat külfetinin davalıda olduğu sonucuna varılarak davalının yaptığı ödemeyi kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar veriliştir.
Oysa, davacının dayandığı uyuşmazlık konusu 18.9.2007 tarihli faturanın kapalı fatura olarak düzenlendiği açık olup, ticari teamüle göre faturanın kapalı (imza ve kaşenin faturanın altında yer alması) düzenlenmesi fatura bedelinin peşin olarak tahsil edildiği yönünde karine teşkil etmektedir. Bu halde ispat külfeti davacıya düşmekte olup ödenmediğini davacı kanıtlamalıdır.
Bu durumda, mahkemece yukarda yapılan açıklamalar doğrultusunda, anılan söz konusu kapalı faturanın ödenmediği iddiasına ilişkin olarak davacı tarafa ispat olanağı tanınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, taraf ticari defterlerinin sahipleri leh veya aleyhlerine delil olma nitelikleri dahi değerlendirilip tartışılmadan, yanlış ilkeden hareketle ispat yükü ters çevrilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy