(4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 306, 307, 472)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2007/408 - 2008/562 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkilinin Yapı ve Kredi Bankası T.A.Ş.'nin Şişli ve Sıraselviler şubelerindeki hesaplarından toplam 15.250 TL.'nin internet aracılığıyla müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında havale edildiğini, davalının 25.12.2006 tarihinde telefonla durumu bildirdiğini, havale yapan şahısları tanımadıkları gibi internet şifresi ve kullanıcı numarasının kimseye verilmediğini, davalının internet işlemlerinde güvenliği sağlayamadığını ileri sürerek 13.250 TL.'nin olay tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıya ödetilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda bankanın kusurunun bulunmadığını, zira banka tarafından tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını, davacının şifre ve müşteri numarasını koruyamadığını ve zararın kendi kusurundan meydana geldiğini, davacı ile imzalanan taahhütname gereği de her türlü sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme, iddia ve savunma ile tüm delilleri değerlendirerek, davacının devamlı aynı ISS ye ait statik IP adresinden işlemlerini yaptığını, bankanın getirdiği IP hesap tanımlama ve kısıtlama limit belirleme, tarih ve saat kısıtlamasını tercih etmediğinden kusurlu olduğunu, davalının da tek kullanımlık şifre programını sistemine dahil edemediği ve çok kısa aralıklarla art arda havale işlemlerini algılayacak önlemin alınmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, tarafların ½ oranında kusurlu olduklarını kabul ederek, davanın kısmen kabulüne, 6.575,12 TL.'nin 23.12.2006 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir.
Davacı ve davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. B.K.'nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen, bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen davalı bankanın sorumlu olmasına göre davaya konu miktardan davalı bankanın tamamen sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kusur paylaşımı yapılarak buna göre hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine aşağıda yazılı bakiye 301,56 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıya alınmasına, 08.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy