(4721 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 47, 49)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.06.2008 gün ve 2007/203 - 2008/248 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S.Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, sarraf olan müvekkilini bir müşterisinin telefonla arayarak 1 kg altın bilezik satın almak istemesi, parayı müvekkilinin bildirdiği hesaba 14.12.2006 günü yatırması ve hesap cüzdanına davalı bankanın gelen parayı işlemesi üzerine müşterinin gönderdiği kişiye altınları müvekkilinin teslim ettiğini, parayı çekmek üzere bankaya gittiğinde, Simav Şubesi'nden gelen havalenin iptal edildiğini öğrendiğini, oysa müvekkilinin talimatı olmadan havalenin iptal edilemeyeceğini, davalının 22.03.2007 gününde davacının hesabına parayı geri yatırdığını, parayı havale eden müşterisinin dolandırıldığını bankaya bildirmesi ve havalenin iptalini istemesi sebebiyle müşteri memnuniyeti için yapılan iptal işleminin müvekkiline maddi ve manevi zarar verdiğini, dolandırıcılık olayında adının geçmesinin güvene dayalı olan davacı mesleğinin itibarını sarstığını, müşteriler ve toptancı kuyumcular nezdinde davacı hakkında tereddütlere yol açtığını, havalenin iptalinin, davacının işlerinin ve mali durumunun bozulduğu izlenimi yarattığını, davacının ruh sağlığının bozulduğunu ileri sürerek, 30.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının parayı alırken düzenlenen 22.03.2007 günlü ibranamede hesapla ilgili geçmiş bütün işlemlerden dolayı davalı bankayı ibra ettiğini, dolandırıcılık olayı sebebiyle havalenin iptal edilip blokeye alınmasında davalının bir kusurunun bulunmadığını, davacının mağdur olarak dolandırıcılık olayında yer alması sebebiyle itibarının sarsılmış olamayacağını, iddia edilen manevi zarar ile davalı eylemi arasında bir illiyet kurulamayacağını, davacının ticari durumunun bozulduğunu da kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalının havaleyi iptal etmekte haksız olduğu, teftiş raporunun da bu yönde bulunduğu, davacının dolandırıcılık olayında adının geçmesi sebebiyle ticari itibarının zedelendiği, somut olayın oluş biçimine göre 6.000,00 YTL manevi tazminat takdiri gerektiği, davacı tanıklarının beyanlarına göre, davacının altın toptancısına borcunu ödeyemediğine ve batmak üzere olduğuna dair dedikodular çıktığı, davacı hakkında olumsuz değer yargıları oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacının davalı bankadaki hesabına gelen havalenin davacının cüzdanına işlenmesinden sonra, davalı bankanın havaleyi gönderenin talimatına uyması ve havalenin iptal edilip paranın havaleyi gönderenin hebasında blokeye alınması ve davacıya ödenmemesi hukuka aykırı ise de, manevi zararın doğumuna neden olduğu ileri sürülen dolandırıcılık eylemi ile davacının kişilik haklarının zarar görmesinin sebebi davalı banka değildir. Dolandırıldığını ve akaryakıt teslim edilmeden parayı havale ettiğini ileri sürüp havalenin iptalini isteyen banka müşterisi S. ve davacıya altın siparişi veren A. ve altınları teslim alan M. hakkında davacı, kendisinin bu kişiler ve bankanın Simav Şubesi yetkililerince dolandırıldığını ileri sürerek şikayetçi olmuş ve hazırlık soruşturması başlamıştır. Davacı bu olay sebebiyle mağdur olduğunu ileri sürmüş olup, sanık olduğuna dair bir iddiası dahi bulunmamaktadır. Davacı işbu davada davalı bankanın kendisini dolandırdığını iddia etmemiş olup, havalenin iptali sebebiyle davacının işlerinin ve mali durumunun bozulduğu izlenimi doğduğunu, bunun davacının ruh sağlığını bozduğunu, dolandırıcılık olayında adının geçmesinin güvene dayalı olan davacı mesleğinin itibarını sarstığını, müşteriler ve toptancı kuyumcular nezdinde davacı hakkında tereddütlere yol açtığını ileri sürmüştür. Mahkemece beyanlarına itibar edilen kuyumcu tanıkları havale işleminin iptali sebebiyle davacının altın toptancısına borcunu ödeyemediğine ve batmak üzere olduğuna dair toplumda dedikodular çıktığını, davacının psikolojik olarak etkilenip, sarsıldığını ve üzüldüğünü beyan etmişlerdir. Davacı tanıkları, dolandırıcılık olayı sebebiyle değil havalenin iptali olgusu sebebiyle davacının hakkında dedikodular çıktığını bildirmişlerdir. İddia edilen dolandırıcılık olayının sebebi banka olmadığı gibi, davacı bu olayda hak arayan konumunda olup, bu olayın soruşturulmasını başlatan ve isteyen kişidir. Olayın duyulmasında ve konuşulmasında davalı bankanın aktif olarak bir rolü olmamıştır. Dolandırıcılık olayında davacının adının geçmesine neden olan davalı banka değildir. Havalenin iptali üzerine toplumda davacı hakkında uyandığı ileri sürülen kanaatler inandırıcı ve hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, bunların gerçek olduğunu da davacı ileri sürmemiş ve kanıtlamamıştır. Davacı 100 tarih kadar sonra gelen parayı davalı bankadan tahsil etmiş olup, havalenin iptalini kişilik haklarının rencide olmasına neden olacak boyutta ve yoğunlukta bir eylem olarak nitelemek doğru görülemez. Davalı eylemi ile iddia edilen manevi zarar arasında nedensellik bağı kurulması da mümkün görülmemelidir. Davacı herhangi bir doktor raporuna ya da tedaviye ait bir belgeye de dayanmamış olup, tanık beyanları yeterli değildir.
Bu durumda, mahkemece, TMK.'nun 24 ve BK.'nun 47. ve 49. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşmediği ve bu yöndeki iddianın kanıtlanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle aksi sonuca varılması isabetli olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 no.lu bentte açıklanan sebeplerlesair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy