(6762 S. K. m. 82, 86)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.06.2008 tarih ve 2007/1571-2008/1278 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili Jetsa Sigorta'yla davalı A. K. arasında tali acentalık ilişkisi ve cari hesap sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin poliçe prim alacaklarının 2.750 TL olduğunu, bu alacağa karşılık olarak davalı tarafından teminat senedi ve mail order talep formu verildiğini, daha sonra davalının 250 TL ödemesi üzerine, kalan 2.500 TL alacaklı olduklarını, bu meblağın davalıdan tahsili için girişilen icra takibinin itiraz üzerine durduğunu beyanla itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bazı borç ödemelerinin hesaptan düşülmediğini, komisyon oranlarının davacı tarafından eksik tahakkuk ettirildiğini, bu nedenlerle müvekkilinin borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının takip tarihi itibariyle, işlemiş faiz dahil toplam 2.300,66 TL borçlu bulunduğunun saptanması nedeniyle, davanın kısmen kabulüyle, bu miktar üzerinden takibe vaki itirazın iptaline, 791 TL inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2 - Dava, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacağa yönelik icra takibine vaki itirazın iptali ve inkar tazminatı isteminden ibarettir.
Davalı, davacıya borçlu bulunmadığını savunarak davanın reddi gerektiğini savunmuş, kendisinin defter tutmadığını, davacı defter ve kayıtları üzerinden alacak-borç durumunun belirlendiğini beyanla davacı yanın defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesini istemiş, mahkemece de 20.02.2008 tarihli oturumda davacı defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması karar altına alınmış ise de bilirkişinin sunduğu 05.05.2008 tarihli raporda, davacı defterleri üzerinde TTK'nun 82. vd. özellikle 86 ncı maddeleri çerçevesinde bir inceleme yapılmadığı gibi bilirkişinin davacı yanın ibraz etmiş olduğu ekstreyi esas alarak raporunu düzenlediği anlaşılmaktadır. Davalının rapora yönelik itirazları karşılanmadığı gibi bilirkişi raporunun denetlemeye elverişli olmadığı, takipten sonra yapıldığı belirtilen 367 TL tahsilatın dahi infazda nazara alınmasına elverişli olacak şekilde hangi tarihte gerçekleştirildiği gibi karara etkili pek çok ayrıntıyı içermediği gözlenmiştir. Bu durumda mahkemece davacı tarafa defterlerini ibraz etmesi için uygun önel verilerek, ibraz edilmesi halinde dosyadaki diğer kayıt ve belgeler de gözetilerek uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması ve/veya davalı itirazları da nazara alınarak önceki bilirkişiden yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılması sağlanarak ek rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy