(6762 S. K. m. 329, 405)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.5.2008 tarih ve 2006/67-2008/264 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekiliyle davalı K... A.Ş. ve H. B. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 4.10.2011 gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilimden yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile (4.280) Euro tahsil edildiğini, müvekkiline yatırdığı para karşılığı verilen makbuzların daha sonra geri alınarak yerine ortaklık durum belgesi adlı yeni makbuzlar verildiğini, bir süre sonra da müvekkiline bu paranın geri ödenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalıların Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiklerini, davalı H. B. ve dava dışı diğer yöneticilerin cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak suçundan yargılandıklarını, şirket defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini, şimdilik (51.645) DM, karşılığı (42.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar K... A.Ş. ve H. B. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı A. Ö., duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının davalı şirkette ortak olmak amacıyla para yatırdığı, T.T.K.nun 329 uncu maddesi uyarınca şirketin kendi hissesini temellük edemeyeceği gibi T.T.K.nun 405/2 nci maddesi uyarınca ortakların sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, davalı gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekiliyle davalılar K... A.Ş. ve H. B.vekili temyiz etmiştir.
1- Davada öncelikle, yasalara aykırı işlemler nedeniyle, davacının davalı şirkete ortak olmadığının tespit edilerek, bu sebeple davacıdan tahsil edilen paranın haksız zenginleşme hükümlerine göre iadesi istenmiş, davalı A. Ö.in davalı şirket adına ve temsilcisi sıfatıyla müvekkilinden para tahsil etmesi, davalı H. B.'ın da davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olması ve yatırılan paraların geri ödeneceği vaadinde bulunması sebebiyle şahsen ve müteselsilen sorumlu bulunduğu iddia edilmiş, davalılar vekilince, davacının davalı K... İnş. A.Ş.'nin ortağı olduğu savunulmuştur.
Mahkemece her ne kadar mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmışsa da, davacı vekilince bu raporda belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığı, örneğin defterlerin usulüne uygun tutulmayıp sayfaları değiştirilebilen kayıtları içerdiği, davalı şirketin ortak sayısı itibariyle SPK.'na kayıt zorunluluğunun bulunduğu halde buna uyulmadan hisse senedi çıkarıldığı, bu şekilde davalı şirketle müvekkili arasında ortaklık ilişkisinin kurulamayacağı savunulmuş, mahkemece davacı vekilinin bu itirazları incelenmemiştir. Yine mahkemece, davalı şirket ve yöneticileri hakkında açıldığı bildirilen ceza mahkemelerindeki dava dosyalarının kapsamının ve bu davaya etkilerinin ne olduğu belirlenmeden ve sonuçlarının beklenmesinin gerekip gerekmediği irdelenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, somut olayın anılan özellikleri de dikkate alınarak, uyuşmazlığın yukarda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi, davacının tüm delilleri toplanarak bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalılar K... İnş. A.Ş. ve H. B. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına bozulmasına, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar K... İnş. A.Ş. ve H. B. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy