(556 S. KHK m. 7, 8, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 5.3.2009 tarih ve 2008/9 - 2009/25 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 130 yıl önce kurulduğunu, 25.11.1903 tarihinden bu yana da gebr.heinemann ibaresinin Hamburg Sanayi ve Ticaret Odası nezdinde tescilli ticaret ünvanı olduğunu, ayrıca Heinemann ibaresinin ohim nezdinde 35. sınıfta Avrupa Birliği Markası olarak tescil edildiğini, müvekkilinin kuruluşundan itibaren duty free işletmeciliği, dünya çapında her türlü mal ve eşyanın özellikle de duty free mamullerinin toptan ve perakende ticareti ve tedariki işi ile iştigal ettiğini, aynı zamanda şirket hissedarlarının soy ismi olan Heinemann ibaresinin dünyaca tanınmış bir marka haline geldiğini, davalının bu ibareyi 11.6.1004 tarihinde yaptığı başvuru ile 18,25 ve 35. sınıflarda marka olarak tescil ettirdiğini, davalının anılan ibareyi marka olarak tescil ettirmesinin 556 Sayılı KHK'nin 7/ı-f, 8/3 ve 42. maddeleri uyarınca usulsüz olduğunu ileri sürerek davalı adına 18, 25 ve 35. sınıflarda kötü niyetli olarak tescil edilen Heinemann ibareli marka tescilinin hükümsüz olduğunun tespitine, bu markanın tescilinin Türk Patent Enstitüsü markalar sicilinden terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Heinemann markasının dünyaca meşhur bir marka olmadığını, TPE'nin başka bir kişi adına dünyanın herhangi bir ülkesinde tescilli ve tanınmış marka olup olmadığını araştırarak tescil işlemini gerçekleştirdiğini, davacının marka tescilinden önce Türkiye'de herhangi bir faaliyetinin olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu marka başvuru tarihinin 11.6.2004 tarihi olduğu, dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin dolmadığı, ayrıca kötü niyetli tescil iddiasında bulunulduğundan zamanaşımının uygulanamayacağı, davalı tarafın marka olarak davaya konu ibareyi seçmekte haklı bir sebep gösteremediği, davacının bu ibareyi ticaret unvanı olarak 25.11.1903 tarihinde Almanya Ticaret Sicili'ne tescil ettirdiği, Almanya Paris Sözleşmesi'ne üye olduğundan sözleşmenin 8. maddesine göre ticaret unvanının üye ülkelerce korunmasının gerektiği, davacının üstün hak sahibi olduğu, yüz yılı aşkın süredir kullanılan ve dünyanın birçok ülkesinde ticaret yapan, yüksek sayıda müşterisi ve cirosu olan Heinemann markasının tanınmış marka olduğu, davalının haklı bir neden olmaksızın anılan ibarenin tanınmışlığından haksız yararlanmak için kötü niyetle marka olarak tescil ettirdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, hükmün ilanı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına, aşağıda yazılı bakiye 1,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy