(4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 306, 307)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 6.11.2008 tarih ve 2005/590-2008/646 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 3.5.2011 gününde davacı avukatı J. K. geldi, davalı avukatı duruşma gününü bildirir tebligata rağmen gelmedi, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı nezdinde bulunan hesabından internet yoluyla rızası hilafına işlemler yapılarak para çekildiğini, maddi ve manevi zararının doğduğunu ileri sürerek, 17.085 YTL maddi ve 20.000.00 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının şifresini gizleyemediğini, müvekkilinin kusurunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı hesabından internet yoluyla havale yapıldığı, parayı tahsil eden hakkında kamu davası açıldığı, davacının bu davaya müdahale ettiği, davacının şifresini gerekli şekilde muhafaza etmeyerek üçüncü kişi eline geçmesine sebep olduğu, %50 kusurlu bulunduğu, davalının gerekli güvenliği almadığı, davalının da aynı oranda kusurlu olduğu, davacının maruz kaldığı üzüntü sebebiyle manevi tazminat istemiş ise de kusurun bulunduğu ve bu risklerin her zaman olacağı, manevi tazminat şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 8.075.00 YTL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesap taki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Kanun ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 inci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu'nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nefi ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde davaya konu internet yolu ile yapılan işlemlerle davacı hesabından uyuşmazlık konusu paranın dava dışı kimliği belirli kişi adına havale edildiği çekişmesizdir. Yapılan soruşturma ve dosya kapsamından işlemlerde davacının bu kişi veya üçüncü kişilerle iş birliği ve başka şekilde kusurlu davrandığı kanıtlanmamıştır. Davalı banka tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötüniyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu önlemleri kullanmayı müşterileri için zorunlu hale getirmediği anlaşılmaktadır. O halde, davalı bankanın çekilen paradan sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu durum karşısında, davacının yarı oranda kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 326,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 03.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy