(6762 S. K. m. 707) (2004 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 16.12.2008 tarih ve 2008/561-2008/561 D. İş sayılı Karar'ın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, karşı taraf borçluların keşidecisi, lehdarı ve ciro edileni oldukları 31.04.2009 ve 31.04.2009 keşide tarihli çeklerin bankaya ibrazına rağmen karşılıksız olduklarından bahisle ödenmediğini, alacağın teminata bağlı olmadığı gibi, borçluların mallan kaçırmalarının da kuvvetle muhtemel olduğunu ileri sürerek, ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre çeklerin henüz vadelerinin gelmediği, bu durumda ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği gerekçesiyle, istemin reddine evrak üzerinden karar verilmiştir.
Kararı, davacı alacaklı vekili temyiz istemiştir.
İstem, emre yazılı çeki ciro ile devir alan alacaklının ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir.
Mahkemece, çeklerin vadelerinin gelmediği gerekçesiyle, istemin reddine karar verilmiştir. Oysa, TTK'nin 707. maddesi uyarınca, çek görüldüğünde ödenir ve keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir. Uygulamada ileri tanzim tarihi denilen bu tür çekleri elinde bulunduran meşru hamil, keşide gününün gelmesini beklemek zorunda olmayıp, bankaya ibraz ederek, ödenmesini isteme hakkına haizdir. Ödeme aracı olan çekte vade söz konusu olmayıp, üzerindeki tarih vade tarihi değil, keşide tarihidir. Böyle bir çeke dayalı alacak için ihtiyati haciz istenilmesi de mümkün olup, muaccel olmuş alacaklar bakımından borçlunun malları kaçırıp kaçırmaması da önemi haiz değildir.
Bu durumda, ciro silsilesine göre cirantalardan biri olan alacaklının, çekleri keşide tarihinden önce bankaya ibraz edip karşılıklarının bulunmadığını tespit ettirmesinden sonra İhtiyati haciz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, İİK'nın 257/1. maddesine uygun olan istemin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün alacaklı A. F. A.Ş. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy