(4721 S. K. m. 2)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 7.4.2009 tarih ve 2007/78-2009/162 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen gününde davacı avukatı ile davalı avukatı, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile N. K. arasında yapılan 3.2.2005 tarihli satış sözleşmesi ile müvekkilinin N. K.'nun davalı kooperatifte bulunan 2 adet dairesini satın aldığını ve aynı tarihte davalı kooperatif başkanlığına verilen dilekçeyle söz konusu yerlerin devrinin karar defterine işlenmesi için başvuruda bulunulduğunu ve bu konuda ihtarname de gönderildiğini ancak davalı kooperatifin dilekçeyi kabul etmediği gibi müvekkilinin bilgisi dışında kura çekiminin de yapıldığını, müvekkilinin bu devir sebebiyle çok büyük zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin devralmış olduğu iki adet dairenin müvekkili adına tespiti ile teslim ve tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin ödemiş olduğu 60.000,00 YTL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından N. K.'ya satılan dairelerin bedellerinin anılan kişi tarafından ödenmemesi sebebiyle davacıya yaptığı devir işleminin kabul edilmediğini, N. K.'nun kooperatife olan borçlarını ödemesi ve satın aldığı daireleri İ. T.'a sattığını bildirerek dairelerin İ. T. adına kaydının yapılmasını yazılı olarak istemesi üzerine devrin anılan kişi adına yapılmasına karar verildiğini, müvekkili kooperatifin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacıdan bir bedel almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya yapılan taşınmaz satımının resmi şekilde yapılmadığından geçerli olmadığı, bu sebeple davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddinin gerektiği, davacının dava dışı N. K.'ya ödediği miktarı davalıdan istemesinin de mümkün olmadığı, bu sebeple davacının alacak davasının da reddinin gerektiği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatifin ortağı olan dava dışı N. K.'dan alınan dairelerin davacı adına tescili, bu mümkün olmadığı takdirde ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı N. K.'nun davalı kooperatiften aldığı dairelerin 3.2.2005 tarihli sözleşme ile kendisine devredildiğini, aynı tarihte davalı kooperatife başvuruda bulunularak devredilen dairelerin kendi adına kayıt ve tescilinin istendiğini, ancak davalının kabul etmediğini ileri sürmüştür. Dosya incelendiğinde davalı kooperatif tarafından dava dışı N.'ya 20.7.2004 tarihinde iki adet dairenin satıldığı, N.'nın kooperatif ortağı olarak kaydedildiğinin anlaşılmasına göre davacı ile dava dışı N. arasındaki ilişki taşınmaz devri olmayıp, kooperatif ortaklığının devrine ilişkindir. Kooperatiflerde geçerli olan açık kapı ilkesi gereği ortaklığın yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle ortaklık koşullarını taşıyan kişilere devri mümkün olup, bu durumda yönetim kurulu ortaklığı devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamaz. Bu itibarla, davalı kooperatifin davacının ortaklık hakkını devraldığı dava dışı N.'nın kooperatife borcunun olduğu gerekçesiyle davacıyı ortaklığa kabul etmemesi yerinde değildir. Ortaklığın devri alacağın temliki hükümlerine tabidir. Buna göre, dava dışı N. davacı ile yaptığı ortaklığın devri sözleşmesinden dönmemiş ise devredeceği bir hakkı kalmadığından sonradan başka kişilere yaptığı devir sözleşmeleri geçerli bir sonuç doğurmaz. O halde, davacı ile dava dışı N. K. arasındaki devir sözleşmesinden dönülmemiş olması halinde davacının ortaklık başvurusunun davalı kooperatif tarafından kabulü gerekirken yasal olmayan gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde olmayıp, davalı kooperatifin davacının istemini reddettiği tarihten 2 yıl sonra açılan bu davanın ortaklık hakkına ilişkin olması sebebiyle Medeni Kanun'un 2. maddesine aykırılık oluşturmadığı da nazara alınarak davanın yürütülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davanın taşınmaz devrine ilişkin bir dava değil, ortaklık hakkının tespiti ve tanınmasına ilişkin bir dava olduğunun kabulüyle davacıya dava dışı N. ile ortaklık payının devredildiği diğer kişilere karşı da dava açması için uygun bir süre verilmesi ve açılan davaların birleştirilerek görülmesi gerekirken, mahkemece davanın taşınmaz satımı olarak nitelendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy