(818 S. K. m. 41, 42, 43)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.09.2008 tarih ve 2004/300 - 2008/385 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2011 gününde davacı avukatı Esma Sima gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Bilir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin üyelik müracaatında düzenlenen protokol başlıklı belgeye göre 2236 ada B blok 13 nolu 105 m²'lik dairenin 90.000.000.-TL bedelle 24 ay içerisinde verileceğinin taahhüt edildiğini, müvekkilinin taahhüdü olan 90.000.000.-TL'nı yatırmasına rağmen davalının belirlenen yerden daire veremeyeceklerini kendisine başka bir yerden daire vereceklerini belirtip 1995 yılında 65.000.000.-TL daha inşaatlar aksadığı için ek ödeme aldıklarını, davalının yöneticilerinin 101 daire olacak yere fazla üye aldıklarını ve müvekkilinin dairesini vermeyerek mağdur ettiklerini ileri sürerek, özellikleri protokol belirlenen bir dairenin veya emsal bedelin belirlenerek davalıdan alınıp müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kooperatifle davacı arasında üyelik ilişkisinin kurulmadığını, davacının ibraz ettiği protokol, ortaklık cüzdanı, senetler ve sair belgelerin hiçbirinin davalı kooperatif yetkililerince düzenlenmediğini ve davalıya ait olduğu iddia edilen kaşe ve imzalarında müvekkili kooperatife ait olmadığını, hatta tahsilat makbuzlarının dahi diğer üyelere ödeme karşılığı verilen tahsilat makbuzlarından farklı olduğunu, davacıdan peşinat, aidat ve her ne isim atında olursa olsun para almadıklarını ve hiçbir vaat ve taahhütte bulunmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına, tapu kaydına göre dava konusu edilen 2236 ada, 1 parselin 1389 m² olduğu, 23.03.1988 tarihinde imar uygulamasıyla H. E. adına kaydedildiği, bu taşınmazın satış suretiyle 09.05.1994 tarihinde 2335 yevmiye ile 1/2'sinin B
Mutlu Yuva İnşaat Ltd. Şti. adına, 1/2'sinin de aynı tarih ve yevmiye ile S.S. B
Mutlu Yuva Konut Yapı Kooperatifi adına alım suretiyle kaydedildiği, B
Mutlu Yuva İnşaat Şirketi tarafından payı Ş. Ç.'na, Ş. Ç. tarafından da 21.02.2000 tarih 800 yevmiyeyle M. R.D.'a satılıp onun adına tescilinin yapıldığının anlaşıldığı, mahkemece yapılan keşifte 2236 ada, 1 parsel sayılı ve tapu kaydına göre de 1389 m² olan taşınmazın büyük kısmının boş olduğu, bahçe halinde olup bitişik parsel tarafında trafo binasının mevcut olduğu, başkaca binanın bulunmadığı, davacının ortaklık cüzdanında her ne kadar tarih yoksa da ödeme kayıtları 1992 yılında başladığından bu cüzdandaki imzaların o dönemin yönetim kuruluna ait olması gerektiği, tahsilat makbuzlarındaki imzaların yapılan incelemesinde o dönemin yönetim kurulu üyeleri S. Ç., O. K. ve İ.Ç.'e ait olabileceğinin bilirkişi tarafından saptandığı, 1992 yılından davanın açıldığı 2004 yılına kadar yaklaşık 12 yıl boyunca davacının hiç bir genel kurul hazirun cetvelinde isminin olmadığı, o kadar uzun süre bir ortağın kooperatifle ilişkide bulunmaması ve genel kurul toplantılarına iştirak etmemesinin olağan olmadığı gibi Yargıtay uygulamaları açısından da uzun süre kooperatifle ilişki kurmamak kooperatif ortaklığının son bulduğunun kabulü anlamında yorumlanmasını gerektirdiği, davacı tazminat olarak daire bedelini de talep etmiş ise de, öncelikle kooperatif ortağı olduğunun davacı tarafından ispatlanmasının gerektiği, davacının ödeme yaptığı kişiler belirlenmiş olup, bu kişilerin kişisel sorumluluğunun bulunduğu, sonuç olarak davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı kooperatife üyelik müracaatında düzenlenen protokol başlıklı belgeye göre verilmesi taahhüt edilen bir dairenin verilmesi veya verilmesi taahhüt edilen dairenin emsal bedelinin belirlenerek ödenmesi istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira mahkemece alınan 08.02.2006 tarihli bilirkişi raporunda, kooperatifin karar ve üye kayıt defteriyle genel kurul tutanakları incelenmiş, bu belgelerde davacının isminin bulunmadığı tesbit edilerek kooperatife ait ticari defterlerin sunulmadığından incelenmediği belirtilmiştir. Oysa dosya içeriğinden davalı kooperatife ait 1992, 1993 ve 1994 yıllarına ait yevmiye defterlerinin dosyaya ibraz edildiği, hatta mahkemenin 28.01.2009 tarihli tutanak ile bu defterleri davalı vekiline iade ettiği görülmüştür. Tapudan gelen yazı cevabına göre de davalı kooperatifle dava dışı B
İnşaat Ltd. Şti. 09.05.1994 tarihinde davaya konu taşınmazın 1/2'şer oranda maliki iken dava dışı şirket hissesini 19.12.1997'de üçüncü bir şahsa devir ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca, davacı tarafından sunulan ortaklık cüzdanıyla tahsilat makbuzlarındaki imzaların 20.05.1990 tarihli genel kurulda seçilen S. Ç., O. K.'yla kooperatifte sekreter olarak çalıştığı belirtilen İ.Ç.'e ait olduğu bilirkişi raporuyla tesbit edilmiş olup, 01.01.1999 yılında münfesih olan B
İnşaat Ltd. Şti'nin ortaklarının da bu şahıslar olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yapı Kooperatiflerinde açık kapı ilkesi gereğince ortaklığın gerçekleşmesi ayrıca bir kabule bağlı değildir. Kooperatiflerde üyelik ilişkisinin kurulması kooperatif yöneticilerinin gerçekleştirdikleri üyelik kaydıyla olabileceği gibi Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre aidat yatırma ve genel kurula çağrılma gibi üyeliğin benimsenmesi yolu ile demümkündür.
Bu durumda mahkemece, davacının yaptığı ödemelerin kooperatif kasasına girip girmediği, ödemelerin kabul edilip örtülü olarak ortaklığın gerçekleşip gerçekleşmediği, imza incelemesi için alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi kooperatif adına imza yetkisi sona erdiği halde halen aynı kişilerce para tahsil edilmesinin dava dışı şirketle bir ilgisinin olup olmadığının, kooperatif merkezine gidilerek kooperatif defter ve belgeleri üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınmak suretiyle belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy