(6762 S. K. m. 660, 669, 690)
Dava: Hasımsız olarak açılan davada Ladik Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.04.2008 tarih ve 2007/299 - 2008/132 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin tahsil için aldığı bononun kargoda kaybolması üzerine, bononun iptalini ve ödemeden men yasağı konulmasını talep etmiştir.
Mahkemece, kıymetli evrakın ziyaı halinde, ziyanın meydana geldiği tarihte senet üzerinde hak sahibi olan şahsın yani hamilin iptal davası açabileceğinden bahisle, davacı kurumun hamil olmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava davacı …..A.Ş.'nin Nurosmaniye Şubesine tahsil için teslim edilen bononun zayi nedeniyle iptaline ve ödemeden men yasağı konulmasına ilişkin olup, TTK'nun 690. Maddesi delaletiyle 669 vd. maddelerine dayalıdır.
Mahkemece, davacının aktif husumet ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı bankanın kendisine tahsil için verilen bonodan ötürü vekil hamil olduğu ve bu bono ile ilgili olarak TTK'nun 690. maddesi delaletiyle 660. maddesi uyarınca davacının husumete ehil olduğunun kabulüyle işin esasının incelenmesi gerekirken aksinin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)