(6762 S. K. m. 1264, 1269, 1270)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada; Oğuzeli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.02.2009 tarih ve 2007/102-2009/8 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin finansal kiralama sözleşmesi ile kiracısı olduğu makinenin davalı şirket tarafından Leasing All Risk kapsamında sigorta teminatı altına alındığını, meydana gelen hırsızlık sonucu oluşan hasar bedelinin davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, 50.000.-YTL'nın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm4osya kapsamına göre, sigortalı makinenin bulunduğu fabrikada meydana gelen hırsızlık nedeniyle makineye ait kablo ve bir kısım ekipmanların çalınması nedeniyle toplam 13.727,49.-YTL değerinde hasar oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, makine kırılması sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacının aktif dava ehliyetine sahip olmadığı yargılamanın her aşamasında davalı tarafça ileri sürülebileceği gibi, mahkemece de re'sen dikkate alınması zorunludur.
Davaya konu sigortalı makine davacı tarafından finansal kiralama sözleşmesi ile dava dışı finansal kiralama şirketinden kiralanmıştır. Zarar sigortalarında sigorta konusu, mal yani eşya olmayıp, eşya üzerindeki menfaattir. Bu menfaatin sigorta edilebilmesi için ayrıca para ile ifade edilen ekonomik bir değerinin olması gerekir. Mal sigortalarında menfaat sahibi kavramını düzenleyen TTK.'nun 1269. maddesine göre, bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya rehinli alacaklısı, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acenta, kiracı, komisyoncu ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcileri bu menfaati sigorta ettirebilirler. Aksi takdirde TTK.'nun 1264/2. maddesi uyarınca sözleşme batıl olur.
Somut olayda, davaya konu sigorta sözleşmesi TTK.'nun 1270. maddesi uyarınca başkası nam ve hesabına yapılmamış ve dain mürtehin de gösterilmemiş, kiraya veren dava dışı finansal kiralama şirketi sigortalı, kiracı davacı ise sigorta ettiren olarak gösterilmiştir. Bu durumda öncelikle dava dışı finansal kiralama şirketinin, sigortadan tazminat talep etme hakkına sahip olduğu kuşkusuzdur. Sigorta ettiren ancak sigortalı olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak veya kendi menfaati de zedelendiği taktirde sigortadan tazminat isteme hakkına sahip olur.
Bu itibarla, davacının aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığının öncelikle belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla davacı vekiline, dava dışı finansal kiralama şirketinin davacı şirkete bu davaya yönelik olarak temlik işleminde bulunup, bulunmadığı açıklığa kavuşturulmak üzere süre verilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy