(1086 S. K. m. 275) (Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.09.2008 tarih ve 2007/768-2008/1086 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalı cam emtiasının Almanya-İzmir arası taşınması sırasında hasara uğradığını, hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 4.782.-YTL'nin 28.07.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın ambalajlama hatasından kaynaklandığını, yüklemeyi kendilerinin yapmadığını, CMR 17. madde gereğince sorumlulukları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, cam emtiasının taşıma sırasında hasar gördüğü, davalının hamule senedinde ihtirazı kayıt öne sürmediği, hasardan taşıyıcının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.393,44.-YTL'nın ödeme tarihi olan 28.07.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkin olup, davacı nezdinde sigortalı emtianın davalı tarafından Almanya/İzmir arası taşınması sırasında hasarlandığı, bu taşımanın CMR hükümlerine tabi olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
CMR hükümlerine tabi olan taşımalarda, taşıyıcının taşıdığı malları alıcısına tam ve sağlam olarak teslim etmek zorunluluğu mevcut olup, meydana gelen eksilmeler ve hasarlardan sorumluluğu esastır. Ancak anılan konvansiyonun 17/4-c maddesinde, yükün gönderici, alıcı veya bunların adına hareket eden kişiler tarafından alınması, yüklenmesi, istiflenmesi veya boşaltılması özel risk durumu olarak kabul edilmiş, hasar veya kaybın anılan nedenlerden kaynaklanması halinde taşıyıcının sorumlu olmayacağı hükme bağlanmıştır. Fakat yükleme gönderene veya başkasına ait olsa bile taşıyıcının, malın sağlam ve tam olarak teslimi zorunluluğu çerçevesinde gerek istiflenmesi gerekse ambalaj itibariyle taşımaya uygunluğu noktasında taşıyıcının nezaret görevi mevcuttur. Ancak, ambalaj açısından denetim ve gözetim görevi daha sınırlıdır. Ambalaj itibariyle taşımaya uygunluk, genel görünüş itibariyle yapılacaktır. Şayet hasar, salt emtianın ambalaj içine doğru ve sağlam yerleştirilmemesinden kaynaklanmış ise ambalaj içini kontrol imkanı olmayan hallerde taşıyıcının bir sorumluluğunun olmayacağı kuşkusuzdur.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olaya gelince, davalı taraf bilirkişi raporuna itirazında, müvekkil firmanın CMR sorumluluk sigorta poliçesi gereğince aynı olay nedeniyle düzenlenen ekspertiz raporunu ibraz ile adı geçen raporda, söz konusu cam emtiasının hatalı ambalajlamadan hasar gördüğünün belirlendiğini ve bu durumda iki ekspertiz raporu arasında çelişki bulunduğunu bildirerek çelişkinin giderilmesi için ek rapor düzenlenmesi talebinde bulunmuş, ancak mahkemece davalının itirazları değerlendirilip tartışılmadan önceki rapor doğrultusunda karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalının itirazları doğrultusunda öncelikle yükleme ve araç içerisine istifin kime ait olduğunun belirlenmesi, bu işlemleri yerine getirmenin göndericiye ait olduğunun tespiti halinde ise bu kez de davalı taşıyıcının yüklemeye nezaret etme görevinin bulunduğu nazara alınarak davalı taşıyıcının hasardaki müterafik kusurunun bu konuda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan alınacak denetime elverişli rapor ile belirlenmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy