(3095 S. K. m. 2) (6762 S. K. m. 3, 4) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07/04/2009 tarih ve 2007/1237-2009/639 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. P. Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabından bilgisi ve iradesi dışında internet aracılığıyla 4.980,00 YTL'nin üçüncü bir kişinin hesabına havale edilmiş olduğunu, olayın davalı bankanın güvenlik tedbirlerinin yetersizliğinden kaynaklandığını, müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında hesabından yapılan havale sonucu meydana gelen zararın karşılanması için davalıya 04.05.2007 tarihinde başvuruda bulunulmasına rağmen davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek, 4.980,00 YTL zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın tüm güvenlik önlemlerini almış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, benimsenen 25.02.2009 tarihli bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu olayda davalının güvenlik tedbirleri almayarak kusurlu ve sorumlu olduğu sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 4.980,00 TL'nin 04.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, 3095 sayılı Kanun'un 2/2 nci maddesinde ticari işlerde temerrüt faizi olarak arada sözleşme olmasa bile avans faiz oranının uygulanabileceği belirtilmiştir. Somut olayda, davaya konu uyuşmazlığın TTK'nun 3 ncü maddesi uyarınca ticari iş, davanın da aynı Kanun'un 4 ncü maddesi uyarınca ticari dava niteliğinde bulunması nedeniyle istenen miktara ticari işlerde uygulanması mümkün olan avans faiz oranının uygulanabilecek olmasına rağmen davacı reeskont faiz oranının uygulanmasını istemiş olup, avans faiz oranı uygulanmasını istemediğinden ve dava tarihi itibariyle de reeskont faiz oranının 3095 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olan temerrüt faiz türlerinden biri olmadığı, reeskont faiz oranının avans faiz oranının üstünde bir faiz oranı olmadığı anlaşıldığından davacının bu isteminin yasal faiz olarak kabulü ile hüküm altına alınan tutarın yasal faiz oranı ile tahsiline karar verilmesi gerekirken HUMK'nun 74 ncü maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı davranılarak yazılı şekilde avans faiz oranı ile tahsiline karar verilmesi doğru olmadığından hükmün anılan yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden HUMK'nun 438/7 nci maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde geçen avans faiz oranı ile ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine değişen oranlarda yasal faiziyle ibaresinin yazılması suretiyle hükmün davalı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy