(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01/07/2008 gün ve 2008/255-2008/611 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kefil olarak imzaladığı borç senedine dayalı olarak davalı tarafça icra takibi başlatılarak tahsilat yapıldığı durumda aynı senede ait müvekkili aleyhine ikinci bir takip başlatıldığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve Bingöl İcra Müdürlüğü'nün 2007/76 E. no.lu icra takibinin iptal edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalıya ilişkin 881 no.lu senede ait başlatılan ilk icra takibinde borcun ödenerek dosyanın işlemden kaldırıldığı ve son icra takibinin de anılan aynı senede ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Bingöl İcra Müdürlüğü'nün 2007/76 E. no.lu icra takibinin iptal edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK'nun 72. maddesi uyarınca açılmış bulunan menfi tesbit davası olup, davacı daha önce aynı senede istinaden Solhan İcra Müdürlüğü'nün 2007/76 esas s. takip dosyası ile borcun ödendiğini ve bu sebeple davaya konu edilen icra takibinin mükerrer olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise mükerrer bir takibin söz konusu olmadığını savunmuştur.
Dava konusu takip dosyasının dayanağı olan 28.03.1996 tanzim günlü müşterek ve müteselsil borç senedinin incelenmesinden senedin yalnızca davacı adına değil üç kişi adına düzenlendiği ve senette isimleri yer alanların aynı zamanda birbirlerinin kefilleri olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla mahkemece, davalıdan her bir takibin hangi nedene dayalı olarak başlatıldığı usulünce sorulup buna göre takibin mükerrer olup olmadığı ve keza miktar itibariyle de 2. takibin haksız olup olmadığı tesbit edilerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yalnızca her iki takip dosyasındaki senet numarasının aynı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 15.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy