(5411 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.05.2009 tarih ve 2008/149-2009/331 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Sümerbank A.Ş. Zonguldak Şubesinde bulunan hesabındaki paranın müvekkilinin hiçbir talep ve talimatı olmaksızın Efektifbank Off-Shore Ltd. adlı bankanın hesabına aktarıldığını, bu paranın davalı banka tarafından kullanıldığını, yatırılan paradan bu bankayı devralan davalı Oyakbank A.Ş.'nin sorumlu olduğunu ileri sürerek, 66.550 USD'nin temerrüt faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı Oyakbank A.Ş. vekili, davacının havale talimatı üzerine paranın Efektifbank Off-Shore Ltd.'e yatırıldığını, müvekkili bankanın kendi hesaplarında olmayan bir paradan sorumlu olmadığını savunarak, davanın husumet ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya göre, davaya konu borç ve yükümlülüklerin TMSF tarafından üstlenildiğine ilişkin belgenin ibrazı nedeniyle Bankacıcık Kanunu 138. ve 140. maddeleri uyarınca davalı Oyakbank AŞ'nin davalı sıfatını kaldırılmasının gerektiği ve TMSF açısından da davaya idari yargıda devam edilmesinin gerektiği gerekçesiyle yargı yolundaki görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Sıfat (husumet) kavramı, gerek doktrinde gerekse de uygulamada dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkiyi ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır. Davanın taraflarına göre de, aktif husumet (davacı sıfatı) ve pasif husumet (davalı sıfatı) şeklinde ayrıma tabi tutulmaktadır. Bir davada davalı olma sıfatı (pasif husumet), bir sübjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, başka bir anlatımla o hakka uymakla yükümlü olan kişiyi ifade etmektedir.
Somut olayda davacının dava dilekçesine konu yaptığı bankacılık işlemini gerçekleştiren Sümerbank A.Ş. olup, davacı da davalılık sıfatını bu bankanın tüzel kişiliğini dava tarihi itibariyle temsil eden Oyakbank A.Ş.'ne isabetli olarak yöneltmiş olup TMSF'de borcu üstlenen sıfatıyla davada yer almıştır.
Bu durumda mahkemece, davanın, dava konusu işlemden sorumlu olan tüzel kişiliğe karşı açıldığı ve TMSF'nin de borcu üstlenen sıfatıyla davada yer aldığı gözetilerek yargılamaya devam olunarak uyuşmazlığın esasının çözüme kavuşturulması gerekirken, davalı bankanın davalılık sıfatının kaldırılması ve TMSF yönünden de idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2) Bozma sebep ve şekline göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy