(818 S. K. m. 254) (6570 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.07.2008 gün ve 2008/116 - 2008/483 s. kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 01.02.2004-01.02.2009 tarihlerini kapsayan bir kira sözleşmesinin yapılmış olduğunu, sözleşmenin 9. maddesi gereğince davalının kiralananı satmaya karar vermesi halinde kira sözleşmesinin varlığı ve geçerliliği konusunda yeni malike bildirimde bulunma yükümlülüğünün olduğunu, kira sözleşmesinin devamı sırasında davalının kira sözleşmesine konu gayrimenkulü üçüncü bir kişiye sattığını, yeni malikin müvekkilinden kiralananı tahliye etmesini istediğini, yeni malik ile 31.12.2008 gününe kadar geçerli bir kira sözleşmesinin akdedildiğini, davalının sözleşmeye aykırı hareketi sebebiyle müvekkilinin 2007 ve 2008 yılları için 70.761,00 YTL kira farkından dolayı zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla anılan tutarın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacıya kiraladığı işyerini 21.03.2007 gününde İzmir Mekanik Mak. A.Ş.'ye sattığını, kira sözleşmesinin 9. maddesi uyarınca müvekkilinin kiralanan yeri satması halinde sadece kira sözleşmesinin varlığını ve geçerliliğini bildirmekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin de bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının yeni malik ile anlaşarak yeni bir kira sözleşmesi imzaladıktan sonra iki sözleşme arasındaki farkı müvekkilinden istemesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bütün dosya kapsamına göre taraflar arasında yapılan sözleşmenin 9/2. maddesinin davalıya kiralananı satın alana kira sözleşmesinin varlığını ve geçerliliğini bildirme yükümlülüğünü getirmiş olduğu, sözkonusu hüküm ile davacıya kira sözleşmesinin kiralananın satışı veya devri halinde aynı şartlarla devam edeceği yönünde garanti verildiğinin kabul edilemeyeceği, davacının yeni malik ile yaptığı kira sözleşmesindeki kira farkını istemesinin bu sebeple mümkün olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının akde aykırı davranması sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Taraflar arasında kira akdinin varlığı ve bu akdin devamı sırasında davalının davacıya kiraladığı taşınmazı üçüncü bir kişiye sattığı hususlarında bir çekişme bulunmamaktadır. Davada çekişmeli yön taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9/2. maddesinin davalıya yüklediği edimin kapsamı noktasındadır. Davacı, davalının sözleşmenin anılan maddesi uyarınca kiralanan taşınmazı üçüncü kişiye satması halinde dahi yapılmış bulunan kira akdinin varlık ve geçerliliğini koruyacağı yönünde davacıya taahhütte bulunmuş olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise akdin anılan hükmünün kendilerine yalnızca yeni malike akdin varlığını bildirme yükümlülüğü yüklediğini, bunu da yerine getirmiş olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki kira akdi incelendiğinde akdin başlangıç olarak 5 yıl süreli olarak yapıldığı, bu kira dönemindeki her yıla ait kira bedelinin sözleşmede belirtilmiş bulunduğu anlaşılmakla davanın dayanağını oluşturan 9/2. maddesi hükmü ile taşınmazın üçüncü kişiye satımı veya devri halinde dahi kiracının bu durumdan olumsuz biçimde etkilenmeyeceği, yeni malikin bu durumu kabul ederek davacının kiracılık sıfatı, kira sözleşmesi ve kira sözleşmesindeki süre ile ücrete ait hükümlerle bağlı olmasının amaçlandığının kabulü gerekir. Bu yönde hüküm olmasa bile yeni malikin kira akdini sona erdirmek istediği takdirde gerek Borçlar Kanunu'nun 254/2, gerekse 6570 s. Kanun'un 7/d maddeleri hükümlerine uygun biçimde kira akdini feshetmesi mümkün bulunacağından sözleşmedeki sözkonusu hükmün davalıya kiralananın satılması halinde yeni malike yalnızca kira akdinin varlığını bildirimle sınırlı olarak bir borç yüklediğinin kabulü doğru değildir. Bu durumda, mahkemece davalının sözleşmeden doğan yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle davacının uğradığı zararın tazminine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy