(506 S. K. m. 121)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 04.05.2009 tarih ve 2008/1045-2009/461 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın, müvekkili hakkında başlattığı icra takibinde, müvekkilinin emekli maaşının 1/4 üne haciz koyarak 11 ay boyunca 1.742 TL tahsil ettiğini, bunun üzerine İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak bu haczin kaldırılmasını sağladıklarını ileri sürerek, davalı banka tarafından tahsil edilen 1.742 TL. nin davalıdan istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı hakkında yapılan takibin kesinleştiği, İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın henüz yürürlüğe girmemiş olan bir kanun hükmüne dayalı olarak verildiği, davacının emekli maaşından kesinti yapılan dönemde emekli maaşının haczinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının SSK emekli maaşının haczi nedeniyle yapılan kesintilerin istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı, davalı bankanın, kredi kartı borcu nedeniyle hakkında yaptığı icra takibinde, haciz yasağı bulunmasına rağmen SSK emekli maaşına haciz konularak 11 ay boyunca yapılan kesintiler toplamı olan 1.742 TL'nin davalı bankadan istirdadına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, alınan bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının emekli maaşından kesiti yapılan dönemde, emekli maaşı haczinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davaya konu emekli maaşı haczinin mümkün olduğuna ilişkin görüş içeren bilirkişi raporunun hatalı olduğu anlaşılmaktadır. SSK emekli maaşının haczine ilişkin yasağın düzenleyen 506 sayılı yasayı yürürlükten kaldıran ve yeni düzenlemeler içeren 5510 sayılı yasanın 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmişse de, bu tarih özel yasalarla ertelenmiş ve adı geçen yasa 01.10.2008 tarihinde, emekli maaşı haczine ilişkin yasak da eklenerek yürürlüğe girmiştir. Bir başka anlatımla, 121. maddesinde SSK emekli maaşının haczi yasağını düzenleyen 506 sayılı yasa, değinilen tarihe kadar yürürlükte kalmaya devam etmiştir. Bu nedenle, davaya konu olan dönemde SSK emekli maaşının haczedilebilirliğinden söz edilemez. O halde mahkemece, 506 sayılı yasa ile haciz yasağının devam ettiği göz önüne alınarak yapılacak değerlendirme ile karar verilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak red hükmü kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy