(1086 S. K. m. 442)
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.07.2008 gün ve 2003/311-2008/328 sayılı kararı onayan Daire’nin 05.05.2009 gün ve 2008/11609-2009/5371 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 06.06.2003 tarihinde sermaye piyasası araçları alım satımına ilişkin aracılık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalı şirketin yaptığı işlemleri müşteri portföyleri ile takip ettiğini, en son verilen portföy özetinde (685.486.932.824) TL alacağı olduğunu belirten 05.08.2003 tarihli belgenin kendisine verildiğini, davalının kendi çalışanı K. C.’un usulsüz işlemler yaptığını ileri sürerek müvekkiline ödeme yapmadığını ileri sürerek, (685.486.932.824) TL’nın 08.08.2003 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Taraf vekilleri, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıda (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davalı taraf savunması ve bilirkişi raporuna itirazında davacının dava dışı Ş. Adana Şubesi’nde bulunan hesabından yine dava dışı Ü. I. Ltd.’ne EFT yoluyla gönderilen (92.000.000.000) TL’nin kendisi ile ilgisi bulunmadığını ileri sürmüş ve son bilirkişi raporunda da bu tutarın davalı şirket borcu için gönderildiğinin ispatlanması kaydıyla davalının bu tutardan sorumlu tutulabileceği belirtildiği halde mahkemece bu açıdan davalı şirket kayıtlarında bir inceleme yaptırılmamış ve dava dışı şirket yetkilisinin beyanı ile davalıyı bu hususta temsil yetkisi bulunmayan ve usulsüz işlemler gerçekleştiren davalı çalışanı K. C.’un beyanlarına itibar edilerek bu tutardan da davalının sorumlu tutulması doğru bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin Dairemizin 2008/11609 E., 2009/5371 K. ve 05.05.2009 tarihli onama ilamının ortadan kaldırılarak, mahkemece bu konuda kanıt yükü kendisinde bulunan davacıya söz konusu tutarının davalı şirketin borcu nedeniyle dava dışı şirkete gönderildiği hususunda ispat imkanı tanınarak neticesine göre bir karar verilmesi için yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin Dairemiz ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, alınması gereken 32,30 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 170,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, ödediği temyiz ilam, temyiz peşin ve karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 23.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)