(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sincan Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.3.2009 tarih ve 2007/201-2009/39 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortaklıktan ihraç edilmesi sebebiyle kooperatife yatırdığı paranın iadesinin gerektiğini, bu amaçla davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, ancak davalının haksız olarak takibe itirazda bulunduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 YTL asıl alacak, 2.000,00 YTL faiz olmak üzere takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında asıl alacağa ilişkin istem ıslah ile 5.892,09 YTL'ye yükseltilerek bu miktarın tahsili istenmiştir.
Davalı vekili, davanın 5.000,00 YTL asıl alacak üzerinden açılmış olması sebebiyle görev yönünden reddinin gerektiğini, müvekkili hakkında iflas kararı alınmış olup, müvekkilinin ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ihraç kararını takip eden bilançonun 26.6.2004 tarihinde kabul edildiği, bilanço uyarınca yatırılan aidat miktarından gider payı düşüldükten sonra kalan net alacağın 5.892,10 TL olup, bu miktarın genel kurul karar tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiği, davalı kooperatifin bir aylık sürenin bitimi olan 26.7.2004 gününe kadar ödeme yapmamakla bu tarihten itibaren temerrüde düştüğü, icra takip tarihi olan 6.2.2007 tarihi itibarıyla 2.820,67 TL işlemiş faiz borcunun da tahakkuk ettiği ancak davacının 2.000,00 TL üzerinden faiz isteminde bulunduğu, davacı yargılama sırasında asıl alacağa ilişkin olarak ıslah isteminde bulunmuş ise de ıslahın da itirazın iptali davasının açılabileceği süre olan bir yıllık süre içerisinde yapılması gerektiğinden ve ıslah dilekçesi ile davanın genel hükümler uyarınca açılmış bir alacak davasına dönüştürülmediğinden ıslah isteminin reddinin gerektiği, davalı vekili tüm aşamalarda temerrüdün oluştuğu tarihte kooperatifin ödeme güçlüğü içerisinde bulunduğu ve hakkında iflas kararı olması sebebiyle ödemelerin yapılmadığını beyan etmiş ise de davalı kooperatif hakkında verilen iflas kararının Yargıtay tarafından bozulduğu, ayrıca ödeme güçlüğü içerisine giren kooperatifin usulüne uygun bir erteleme kararı alması mümkün iken buna da tevessül etmediğinden her iki savunmanın yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalının takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 5.000,00 TL asıl alacak ve 2.000,00 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek kanuni faiz yönünden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit bulunmakla asıl alacağın %40'ı oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin katılım yoluyla yaptığı temyiz istemine gelince; dava, ihraç edilen ortağın ödediği aidatların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının ıslah ettiği miktar yönünden itirazın iptali davası açma süresinin geçmiş olması ve ıslah ile davanın alacak davasına da dönüştürülmediği gerekçesiyle ıslaha konu miktarın reddine karar verilmiş ise de İ.İ.K.'nun 67. maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, yasanın öngördüğü dava açma süresi olan bir senelik hak düşürücü nitelikteki süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliği ile başlar. Somut olayda, borçlunun itirazının davacı alacaklıya takip sırasında tebliğ edilmediğinin anlaşılmış olmasına göre davacının ıslaha konu ettiği miktar yönünden de itirazın iptali davası açma süresi geçmediğinden mahkemece ıslaha konu miktar yönünden de esasa ilişkin bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile ıslah edilen miktarın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Bozma sebep ve şekline göre de davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 37,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 3.3.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy