(818 S. K. m. 41, 42, 43)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2005/515 - 2008/664 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Elektronik İşlem Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin davalının verdiği şifre ve parolayı kullanarak evindeki bilgisayardan işlemlerini yaptığını, 10.06.2005 tarihinde davalı çalışanları tarafından telefonla aranarak internet şifresinin kırılması sonucu 135.000 TL ve 39.000 TL'nın Yapı Kredi ve İş Bankası şubelerine havale edildiğini öğrendiğini, havale işleminin müvekkilinin bilgisayarından yapılmadığı gibi, müvekkilinin sorumlu olmadığını, davalının yeterli güvenlik önlemini almadığı için davalı nezdindeki paranın üst üste yapılan havalelerle başka hesaplara gönderildiğini, davalının havaleden önce telefonla bilgi vermediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, 17.03.2008 tarihli ıslah dilekçesi müddeabihi 39.420,58 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının bilgisayarında virüs programı kurulu olmadığını, modemi üzerinde de herhangi bir güvenlik duvarının bulunmadığını, müvekkilinin şifre sisteminin yeterli olduğunu, davacının bilgisayarından şifrelere erişildiğini, olayı gerçekleştiren şahsın yargılanıp ceza aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ile yaptığı Elektronik İşlem Sözleşmesi gereği şifresinin ele geçmesini önleyecek önlemleri almadığı, davalının bilgisayar kayıtlarının teknolojik yönden yeterli güvenliği sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili kararı temyiz etmiştir.
Dava, davalı nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu internet yolu ile yapılan işlemle, davacı hesabından uyuşmazlık konusu paranın dava dışı kimliği belirli kişi adına havale edildiği çekişmesizdir. Yatırılan paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde davalıya geçtiği için usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya davalının zararı niteliğinde olup, hesap sahibinin davalıya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde hesap sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Yapılan soruşturma ve dosya kapsamından, işlemde davacının adına havale yapılan kişi veya üçüncü kişilerle el ve iş birliği ile başka şekilde kusurlu davrandığı kanıtlanmamıştır. Davalı tarafından hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötü niyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu önlemleri kullanmayı müşterileri için zorunlu hale getirmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece olayda davalının kusurlu olduğu kabul edilerek neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan husus nazara alınmadan yerinde bulunmayan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy