(466 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.4.2009 tarih ve 2005/1927 - 2009/391 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Duygu Süzer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin yediemin deposunu sorumlulukları ile davalı S.'a devrettiğini, teminat olarak verilen senede davalı M.'in kefil olduğunu, davalı S.'ın hacizli eşyaları elden çıkardığını ve zararın müvekkili tarafından karşıladığını, ayrıca yedieminliği suiistimal sebebiyle 35 gün cezaevinde yattığını ileri sürerek, maddi ve manevi zararlar karşılığında 3.000.000.000 TL bedelli senet bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı M. vekili, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını, manevi tazminat istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı S.'a usulüne uygun davetiye tebliğ edildiği, davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı yediemin deposunu hacizli menkullerin teminatı olarak 3.000.000.000 TL bedelli 8.10.2002 tanzim tarihli bono karşılığı S.'a devrettiği, S.'ın bir kısım hacizli eşyayı elden çıkararak davacının eşya sahiplerinin şikayeti üzerine eşya bedellerini ödediği ve ceza evinde yattığı, davalı M.'in sözleşme kapsamında kusuru olmadığı, malların kaybı sebebiyle ödediği miktarın ödeme tarihinden itibaren S.'dan tahsilinin gerekeceği gerekçesiyle davalı M.'e açılan davanın reddine, davalı S.'dan bahse konu senetten 1.143,20 TL'nin 5.11.2007 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Mahkemece, davalılardan M. T.'un sözleşme kapsamında bir kusuru bulunmadığından hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, M.'in bu sözleşmeye istinaden düzenlenen teminat senedinde kefil olarak imzasının bulunduğu ve maddi tazminat yönünden sorumlu olduğu gözetilmeden yazılı gerekçeyle hakkındaki davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-) Dava, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece davacının davaya konu yedieminlik müessesesinde muhafaza edilen mallarla ilgili yapılan şikayet üzerine 35 gün tutuklu kaldığı ve bu haksız tutuklama sebebiyle 466 Sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun kapsamında tazminat istenebileceği gerekçesiyle manevi tazminatın reddine karar verilmiş ise de, davacının davalı S.'ın eylemleri sebebiyle tutuklanıp tutuklanmadığı, süresi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle manevi tazminatın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy