(1086 S. K. m. 440) (556 S. KHK. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2007 gün ve 2006/675 - 2007/260 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.05.2009 gün ve 2008/1865 - 2009/5896 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü
Davacı vekili, “Şekil+B B.” markasının müvekkilinin dedesine ait olup, 03.02.1987 tarihinde müvekkilinin babasına devrettiğini, müvekkilinin babasının ölümü üzerine markanın miras ve taksim yolu ile 22.10.1991 tarihinde müvekkiline intikal ettiğini, davalı işyerinde 17.10.2005 tarihinde yapılan tespitte markanın 29, 30, 31 ve 32. sınıf ürünler yönünden davalı şirket adına da tescil ettirilmiş olduğunun öğrenildiğini, müvekkili ile davalı şirket ortaklarının amca çocukları olup, dedelerinin markayı müvekkilinin babasına, işyerini ise müvekkilinin babası ile davalı şirket ortaklarının babasına bıraktığını, daha sonra işyerinin ayrıldığını, marka hakkının müvekkiline ait olduğunu, davalı markasının iltibas tehlikesi yaratacak şekilde benzer olduğunu ileri sürerek, davalı markasının tahin, helva, reçel ve susam ürünleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, hükümsüzlüğü istenilen markanın 03.05.1990 tarihinde tescil edilmiş olduğu, davacı ile davalı şirket ortaklarının amca çocukları olup, 1987 yılına kadar aynı sektörde birlikte çalıştıkları, davalı şirket ortağı S. B. B.’nın “ÖzB.” ibaresinin markasal kullanımının açılan dava neticesinde önlenmesine rağmen bu ibareyi davalı şirkete devreden ortak olarak marka tescilini sağladığı, böylelikle gerçek kişi tacir olarak kullanamadığı ibareyi şirket adına kullanmaya başladığı, bu durumun açıkça kötüniyet teşkil edip, 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı, davacının marka tescilinden haberdar olup da sessiz kaldığının ispatlanamamış olduğu, davacı markasının esaslı unsuru olarak kullanılan “Şekil + B” kompozisyonunun davalı şirket tarafından birebir kullanıldığı, 556 sayılı KHK'nin 8/1-b anlamında iltibas veya en azından iltibas tehlikesinin kaçınılmaz olduğu, kullanılan ürünlerin de birbirinin aynısı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemiz'ce, aynı şehirde ve aynı sektörde faaliyet gösteren tarafların bunun yanında geçmişte de birlikte çalışan amca çocukları olması nedeniyle davalı şirketin 03.05.1990 yılında tescil edilen davaya konu markadan davacının tespit yaptırdığı 12.10.2005 tarihinde kadar 15 yıl boyunca haberdar olmadığının söylenmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalı şirketin marka tescilinden itibaren 15 yıl boyunca bu markaya yatırımlar yapmasına sessiz kalarak davalı şirket nezdinde güven yaratan davacının aradan geçen 15 yılın sonunda bu markanın tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek hükümsüzlük talep etmesinin hakkın kötüye kullanılması teşkil edip, korunmasının mümkün olmadığı, mahkemece, davacının sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği halde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, davalı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. Maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 32,30 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 170,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)