(6102 S. K. m. 1119)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2006/469-2008/654 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.07.2011 gününde davacı-karşı davalı avukatı Fahrettin Kaya geldi, davalı-karşı davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, tekstil ürünleri alanında faaliyet gösteren müvekkilinin Dubai'de düzenlenen fuara katılmak için sözleşme imzaladığını, bu fuarda teşhir edilecek ürünlerin taşınması işi için davalıyla anlaştığını, fuarın açılmasına çok az süre kala eşyaların teslimini yaptığını, stant kurma imkanı bulamadığını, yaptığı masraflar nedeniyle zararın doğduğunu, ayrıca ürün teşhiri sonucu gerekli satış bağlantısı kurulamaması nedeniyle kar mahrumiyetine uğradığını ileri sürerek, fuara katılım ücreti ve yapılan diğer masraflar toplamı 13.000 USD ile 1.000 USD kar kaybının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının eşyalarının deniz yoluyla taşındığını, fuar açılması tarihi olan 03.03.2006 tarihinde saat 03.30 da davalıya teslim ettiğini, fuara kendi isteğiyle katılmadığını, deniz yoluyla yine eşyaların geri getirildiğini, bir gecikmenin olmadığını, stant kurmak için yeterli zamanın olduğunu, esasen standın ne zaman kurulacağını müvekkilinin bilemeyeceğini, sözleşmenin 7 nci maddesine göre belli bir saatte teslime dair yazılı talimat vermediğini, taleplerin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında da; taşıma ücreti, fuara katılımı için yapılan diğer masraflarla gümrükleme hizmetleri karşılığı düzenlenen faturanın ödenmediğini belirterek, 3.155.00 Euronun tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, fuara katılım sözleşmesinin, davacı-karşı davalıyla dava dışı firma arasında imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacı-karşı davalının ödemeler yaptığı, anılan ödemelerin 01.02.2006, 21.02.2006 ve 13.03.2006 tarihli makbuzlara dayandığı, bunların da fuar bedeline ilişkin bulunduğu, davalı-karşı davacının zamanında teslim yapmadığı, kusurlu olduğu, davacı-karşı davalının fuara katılım bedelini talep edebileceği, diğer masraflar ile kar mahrumiyetinin kanıtlanmadığı, karşı davanın da yerinde olduğu, navlun ücretinin talep edilebileceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 9.065.00 USD'nin davalı-karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın kabulüne, 3.155.00 Euronun davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1 - Asıl dava, fuarda sergilenecek eşyaların geç taşınması nedeniyle meydana gelen zarar ile kar mahrumiyetinin tazmini, karşı dava ise, bu taşıma ücretiyle yapılan diğer hizmetlerin karşılığı düzenlenen fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı-karşı davalının katılmış olduğu Dubai'de düzenlenecek fuarda sergileyeceği emtiaların davalı-karşı tarafından taşındığı ve bu taşımanın İstanbul'dan Dubai'ye deniz yoluyla gerçekleştirildiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, bu taşımanın geç ifa edilip edilmediği ve davacı-karşı davalının talep ettiği zararlarıyla davalı-karşı davacının taşıma ücreti ve diğer hizmetlerinin bedelini isteyip isteyemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. Davanın açıklanan bu niteliğine göre, uyuşmazlığın çözümünde TTK.nun deniz ticaretine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nde görülmesi zorunludur. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararıyla İstanbul'da Denizcilik İhtisas Mahkemesi kurularak faaliyete geçirilmiş ve yargı alanı olarak İstanbul ili mülki hudutları belirlenmiştir. Mahkemelerin görevine ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle temyiz dahil yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması usul hukukunun yerleşik bir kuralı olduğundan mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2 - Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy