(7201 S. K. m. 35) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2007 tarih ve 2006/679 - 2007/247 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında kredi kartı sözleşmesi imzalandığını, davalının borcunu ödemediğini, yapılan icra takibi sonrasında işlemiş faize itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, ıslah isteminde bulunarak davasını alacak davası olarak devam edilmesine, 1.679,98 TL faiz ve 84,00 TL BSMV'nin ana paranın tahsil tarihine kadar işleyecek %116 faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 1.381, 97 TL birikmiş faiz ve 69, 10 TL BSMV'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dava ve ıslah dilekçesi davalıya Tebligat Yasası'nın 35 inci maddesine göre tebliğ edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı taraf varlığını iddia ettiği alacağının tahsil amacıyla öncesinde icra takibi başlatmış, kısmi itiraz sonrasında da iş bu davayı itirazın iptali davası olarak açmıştır. Dava dilekçesi, dilekçede belirtilen davalı adresine tebliğe çıkarılmış, adresten ayrıldığından bahisle tebliğ edilemeden iade edilmiştir. Bundan sonra da davacı vekili ıslah isteminde bulunarak davasının alacak davası olarak görülmesini istemiş, dava ve ıslah dilekçesinin de ilk dava dilekçesinden farklı ve icra takibinde ödeme emrinin tebliğinin yapıldığı adres olarak açıkladığı adrese doğrudan Tebligat Yasa'nın 35 inci maddesine göre tebliğ edilmesini talep etmiştir. Mahkemece istem gibi tebliğ yapılarak karar verilmiştir. Ancak, öncesinde bu adrese usulüne uygun şekilde dava ve ıslah dilekçesi tebliğe çıkarılmamıştır. Öte yandan, dosya kapsamından bu adresin ödeme emrinin tebliğ edildiği adres olup almadığı da belli değildir. O halde, davalıya geçerli şekilde dava ve ıslah dilekçesinin tebliğinin yapıldığının kabulü doğru bulunmamıştır. Bu durum karşısında, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy