(556 S. KHK. m. 14, 42) (6100 S. K. m. 147)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/04/2010 tarih ve 2009/292-2010/89 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S. Y. ile davalı vekili Av. İ. S. K. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi A. D. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 9 ve 38. sınıf mal ve hizmetleri içeren "bi ALEM" ibareli marka tescil başvurusunun, davalının 16, 38, 41. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli "ALEM" ibareli markasına dayalı itirazı sonucunda, 38. sınıf hizmetler bakımından kısmen reddedildiğini, oysa davalı markasının anılan hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmadığını ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın 38. sınıf hizmetler için 556 sayılı KHK'nin 14 ve 42/1-c maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava vekili, müvekkilinin "ALEM" ibareli daha bir çok markasının bulunduğunu ve tüm markaların uzun yıllardır tüm sınıflarda ciddi biçimde kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının markasını medya sektöründe, radyo ve dergi yayımcılığı hizmetleri ile ilgili olarak kullandığı, ancak 38. sınıfta yer alan ve hükümsüzlüğü istenen haberleşme hizmetleri için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlerine uygun olarak, anılan hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde kullandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı markasının 38. sınıfta yer alan bir kısım hizmetler için hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece davalı vekiline 14.01.2010 tarihli oturumda tüm delillerini sunması için 20 günlük kesin süre verilmesine, aksi halde mevcut delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesine, davalı vekilinin ise bundan sonraki hiçbir oturuma katılmaması karşısında, 12.04.2010 tarihli bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürerek temyiz itirazında bulunamayacak olmasına, zira gerek o tarih yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.’nun 213/son ve halen yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK.’nun 147/2. maddesi uyarınca, geçerli bir özrü bulunmadan duruşmalara gelmeyen tarafın, yokluğunda yapılan usuli işlemlere itiraz edemeyecek olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)