(6762 S. K. m. 533, 534, 539)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30/06/2009 tarih ve 2002/923-2009/406 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davanın davalısı T. A. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2012 gününde davacı F. G. avukatı H. Ş., Y. A. vekili Av. Y. Ö. ile davalılar vekili Av. M. S. E. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, diğer davalı ortak ile birlikte kuruluşta temsil ve ilzama yetkili bulunduğunu, daha sonra akrabası üçüncü ortak ile aldığı karar neticesinde bu davalının kendisini tek başına temsil ve ilzama yetkili kıldığını, davalı şirketin 1998 tarihinden itibaren kiraladığı oteli işlettiğini, ilk iki yıl otelin müvekkili tarafından çalıştırıldığını, düzenli olarak paydaşlara bilgi verilerek kar payının ödendiğini, son üç yıldan beri davalı ortak tarafından işlerin idare edildiğini, bilgi verilmediğini, kar payı ödenmediğini, kayıtları kendisinin tuttuğunu, zarar gösterdiğini, ortaklıktan çıkma isteminin de kabul edilmediğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığını ileri sürerek, işletmeye başlarken konulan 2.500 Euro ile payına düşen 30.000 Euronun davalı ortaktan tahsilini istemiş, birleşen davanın davacısı da aynı iddiaları tekrar ederek ve ıslah isteminde bulunarak, 39.993 Euro kar payını her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili şirketin kar elde etmediğini, durumun defter ve kayıtlarla sabit olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacılar ile davalı gerçek kişinin diğer davalı şirketin ortakları oldukları, temsil yetkisinin davalı ortakta bulunduğu, işletilen apart otel nedeniyle tur firmaları ile sözleşmeler yapıldığı, gelirler elde edildiği, faaliyetinin kesintisiz devam ettiği, gelirin kayıtlara yansıtılandan fazla olduğu, sunulan sözleşmelerin de bu durumu teyit ettiği, katılan H. S.'ın taraflardan ayrı bir talebinin bulunduğu, bu talebi yönünden işbu davada hüküm kurulmayacağı, bedel bakımından son bilirkişi raporunun esas alındığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, 18.497 Euronun, birleşen davada 36.993 Euro'nun davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davanın davalısı T. A. vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, limitet şirket ortaklığına dayalı kar payının tahsili istemine ilişkindir.
Asıl ve birleşen davanın davacıları ile davalı gerçek kişinin diğer davalı limited şirketin ortakları oldukları, davalı gerçek kişinin bu ortaklığın tek başına temsil ve ilzama yetkili müdürü bulunduğu hususları dosya kapsamıyla sabittir.
TTK'nun 533. maddesi hükmü uyarınca, ortaklık sözleşmesinde aksine düzenleme olmadıkça, ortaklar, sermaye borçlarını yerine getirdikleri oranda, yıllık bilançoda gösterilen safi kardan pay alma hakkına sahiptirler. Bir sermaye ortaklığı olan limited şirketlerde de TTK hükümleri uyarınca çıkarılan ticari bilançoya göre karın dağıtılması gerekmektedir. TTK'nun 534. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 469. maddesi uyarınca, kanuni ve ihtiyari yedek akçelerle kanun ve anasözleşme hükümleri uyarınca ayrılması gerekli diğer paraların da safi kardan mahsubu zorunludur. Ayrıca, TTK'nun 539/4. maddesi hükmüne göre, genel kurulca kar payının dağılması yönünde karar verilmedikçe, kar payının dağıtılması mümkün bulunmamaktadır. Karın dağıtılmasında anasözleşmedeki hükümlerin de dikkate alınması gerekmektedir. Şüphesiz ki, TTK ve anasözleşmede belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde limited şirket ortağı için tahakkuk eden kar payının limited şirket tüzel kişiliğinden talep edilmesi gereklidir. Başka bir anlatımla, ortaklar lehine tahakkuk eden kar payını limited şirket ortaklığı ödemekle sorumludur. Kar payının ödenmesine ilişkin olarak diğer ortakların veya müdürlerin kişisel sorumlulukları bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıklarda hüküm altına alınan kar paylarının davalı limited şirket ile diğer davalı müdürden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Ancak, kar payının tahsili davasında davalı şirket müdürüne husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davanın davalısı T. A. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 900 TL duruşma vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak asıl ve birleşen davanın davalı T. A.'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.01.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy