(5464 S. K. m. 19, 21, 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.05.2008 gün ve 2006/668-2008/154 sayılı kararı bozan Daire'nin 17.05.2010 gün ve 2008/14106 - 2010/5483 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka tarafından tahsis edilen POS makinesi ile işlemler gerçekleştirdiğini, usulsüz yurt dışı kredi kartı ile işlem gerçekleştirildiğinden bahisle müvekkilinin hesabına bloke konulduğunu, işlem sırasında makinenin uyarı vermediğini, işlemlere onay verdiğini, gereken özenin gösterildiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını ileri sürerek, 10.045 TL' nın 07.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sahte yurt dışı kartıyla, yüksek tutarda ve slip bölmek suretiyle işlem yaptığını, bu hususların sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının E. U. adına düzenlenmiş sahte kredi kartı ile işlem yapan kişi ya da kişilere yaptığı mal ve hizmet satışı sırasında slip bölme işlemi yaparak sözleşmeye aykırı davrandığı, kart hamili tarafından sözleşmeye atılan imzalar belirgin şekilde farklı olmasına rağmen imza kontrolü yapmayarak sözleşmenin VI/3 ve VI/5. maddelerine aykırı davrandığı, üye işyeri sahibi davacının davalı bankanın kararının tamamından sorumlu olduğu, davalı bankanın davacı hesabına yatan paraya bloke koymasının taraflar arasındaki sözleşmenin VI/6. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddi ne dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacı yarına bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK' nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı üye işyerinin, davalı bankadan satış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacının sözleşmeye aykırı olarak, satış sırasında slip bölme işlemi yaptığı dosya kapsamı ile sabit ve mahkemece de bu bilirkişi incelemesi ile belirlenmiş olup, davalının davacı hesapların üzerinde bu nedenle bloke koyması sözleşmeye uygun ise de, sonraki işlemler bakımından da bloke kaydının haklılığının davalı banka tarafından kanıtlanması gereklidir. Nitekim, sözleşmenin sair hususlar başlıklı 3. maddesinde satış belgesi tutarını bankanın davacı üye işyerine ödemesinden sonra, yurtdışı bankadan tahsil edemeyen davalı bankanın, bu zararını chargeback işlemleri kapsamında davacıdan geri isteme hakkı bulunmaktadır. Davalı bankanın yurtdışı bankadan satış bedelini tahsil ettikten sonra yurt dışı bankaya sahtecilik nedeniyle geri ödemede bulunduğunu kanıtlaması halinde zararı doğmuş olacak ve bloke kaydının haklılığının devam ettiğini kanıtlamış olacaktır. Bozma ilamının ilk bendinde bu ilkeden yola çıkıldığı anlaşılan gerekçelerle chargeback işlemleri ile ilgili usule de yer verilerek karar davacı yararına eksik inceleme gerekçesiyle, karar bozulduktan sonra, 2 nolu bent ile slip bölmesinin sözleşmeye aykırılık oluşturması halinde davalının ne gibi bir zarara uğradığının belirlenip, değerlendirilmesi ve bu konuda da inceleme yapılması gerektiğine işaret edilip, bu yönden de mahkemeyi araştırmaya sevkeden ikinci bir bozma gerekçesine yer verilmesi doğru olmamıştır. Esasen slip bölmesine bağlı sözleşmeye aykırılık hali dosya kapsamı ile sabit ve mahkemenin de kabulünde olup bu nedenle konulan bloke kaydının devamında haklılık, zaten davalının zararının gerçekleştiğini kanıtlaması halinde ortaya konulmuş olacağından, slip bölmesi ile bir başka zararın daha doğma olasılığı varmışcasına bu hususun da araştırılması gerektiğine yönelik 2. bent bozma gerekçesine gerek bulunmadığı gibi, bunun mahkemeyi tereddüde sevk edeceği de kuşkusuzdur.
Bu durumda, sadece 1 nolu bentte yazılı gerekçe ile bozma yapılması ile yetinilmesi gerekirken, 2 nolu bozma gerekçesine de yer verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin bozma ilamından 2 nolu bendin Sonuç bölümünden de 2 nolu bentte ibaresinin çıkartılması ve sadece 1 nolu bentte yazılı gerekçe ile mahkeme kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 17.05.2010 tarih ve 2008/14106 Esas ve 2010/5483 karar sayılı bozma ilamından 2 nolu bendin ve Sonuç bölümünden de 2 nolu bentte ibaresinin kaldırılarak, sadece 1 nolu bentte yazılı gerekçe ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 26.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy