(5187 S. K. m. 9) (818 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 440, 442) (556 S. KHK m. 61, 62, 66, 67, 68, 72)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.12.2007 gün ve 2006/102-2007/300 sayılı kararı bozan Daire'nin 25.03.2010 gün ve 2008/7660-2010/3373 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Hürriyet gazetesinin yayıncısı, marka ve logo hakkı sahibi olduğunu ve Dünden Bugüne Hürriyet markasınıda 31.01.2003 tarihinde tescil ettirdiğini, davalıların müvekkilinin markası ile yine davacı adına tescilli Hürriyet isim ve logosunu aynen kullanmak suretiyle marka hakkını ihlal eder şekilde 26.06.2004 tarihinden itibaren her gün yayın ve dağıtıma başladığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün tespiti ve dava konusu yayının durdurulmasına, yayınlara el konulmasına, 556 Sayılı KHK'nin 66/c maddesi uyarınca şimdilik 50.000.000.000 TL maddi tazminatın aynı KHK'nin 67. maddesi doğrultusunda artırılmak suretiyle tahsiline, 68. madde gereğince 50.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsiline, tazminata tecavüz tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 9. maddesi dikkate alındığında davacı taleplerinin dayanaksız olduğunu, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın 5187 Sayılı Kanunu'nun 9/2 maddesi kapsamında olmadığından bahisle, davalı Mustafa Dolu hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüyle, marka hakkına tecavüzün önlenmesine ve yayınların durdurulmasına 556 Sayılı KHK'nın 66/c ve 67. maddeleri uyarınca toplam 60.000 YTL maddi tazminat ve 50.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte adı geçen davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, karar özetinin ilanına ilişkin olarak verilen karar, Dairemizce 5187 Sayılı Yasa'nın 9/2. maddesinde öngörülen düzenlemeden sanıkların yararlanacağı ve sanıklara yüklenen suçun işlenmediği kanaatiyle sanıkların beraatine dair ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi halinde suçun unsurlarının oluşmaması halinde verilen beraat kararların hukuk hakimini bağlayıcı olması nedeniyle BK 53. maddesi uyarınca davalılar hakkındaki ceza davası sonucu beklenerek, kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle davalılar yararına bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme talep etmiştir.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve her ne kadar, Dairemiz kararında ceza mahkemesince sanıklara yüklenen suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle verilen beraat kararının hukuk hakimini bağlayacağı yolundaki gerekçe yerinde değilse de, hukuk hakimi ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlıdır. İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesince 23.07.2007 tarih 260/1200 sayılı kararda; dava konusu gazete ile ilgili mevkute beyannamesinin 5680 sayılı Basın Kanunun yürürlükte olduğu 24.01.2003 tarihinde İstanbul Valiliğine verilmiş olması nedeniyle, 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 9/2. fıkrasındaki düzenleme uyarınca sanıklara yüklenen 556 Sayılı KHK'nin 26.06.2004 tarihinde yürürlükte olan 61/A-C maddesine aykırılık suçunun işlenmediği gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiştir. Ceza mahkemesince söz konusu mevkute beyannamesinin varlığına ilişkin maddi olguya dayalı olarak verilen beraat kararının kesinleşmesi halinde, hukuk mahkemesi de aynı maddi olgu ile bağlı olacağından somut uyuşmazlıkta ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Öte yandan, uyuşmazlık ve karar tarihinde yürürlükte iken Anayasa Mahkemesinin 31.01.2008 tarih ve 81/48 sayılı kararıyla iptal edilen 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 9/2. fıkrasında 556 Sayılı KHK hükümleri saklı tutulmuşsa da, ceza mahkemesinde 556 Sayılı KHK'nin 61/A-C bendi uyarınca sanıklar hakkında açılan ceza davasında beraatlarına karar verildiğinden, marka hakkına tecavüz nedeniyle açılan işbu davada 5187 Sayılı Yasa ile saklı tutulan ve anılan ceza maddesinin atıf yaptığı 556 Sayılı KHK'nin 61. maddesi ve buna bağlı olan 62. maddenin (a) , (b) ve (f) bentleri ile 66,67,68 ve 72. maddeleri bakımından da ceza davası sonucunun beklenmesi gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 15.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy