(6762 S. K. m. 315)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.11.2011 tarih ve 2009/243-2009/333 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D
S
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olup, diğer bir üyeyle birlikte olmak koşuluyla imza yetkilisi olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini diğer yönetim kurulu üyelerine 22.8.2008 tarihli ihtarnameyle bildirdiğini ve istifanın sonucunun T.T.K.nun 315. maddesinden kaynaklanan tescil ve ilan yükümlülüğünün muhataplara hatırlatıldığını, ancak davalının istifayı kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve prim borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu ileri sürerek, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve imza yetkilerinin 23.8.2008 tarihi itibarıyla sona erdiğinin tespitini, bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi, davacının yönetim kurulu üyesi iken hesaplarla ilgili hiçbir ibra işlemi yapılmaksızın tek taraflı olarak istifa ettiğini, o günden beri şirkete uğramadığını ve hesaplarla ilgili görevini yerine getirmediğini, davacının istifasını tescil ettirmeme nedeninin bu olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının istifa iradesini davalıya bildirdiği, istifanın bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşmasıyla sonuç doğuran tek taraflı hukuki bir işlem olduğu, T.T.K.da ve ana sözleşmede istifanın yönetim kurulu veya genel kurulun kabulüyle tahakkuk edeceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacının tespit davasını açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere kamu kurum ve kuruluşlarının istifaya rağmen kendisini sorumlu tuttuklarını iddia etmiştir. Davacının şirkete ulaştırdığı istifasının şirket tarafından ilgili yerlere bildirilmediği davalı taraf temsilcisi beyanından da anlaşılmakla, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında mali yükümlülüğünün sona erdirilmesi bakımından davacının ilan yapılmasını talep etmekte hukuki menfaatinin kabulüyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy