(1086 S. K. m. 434, 465, 469)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 6.5.2008 tarih ve 2001/324-2007/8 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili ve Y. M. D. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.3.2011 gününde davacı avukatı ile davalılar avukatı vekili E. S., A. E. Y. vekili gelip, davetiye tebliğine rağmen diğer davalılar duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Bilir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkili bankanın merkez şubesinden 29.9.1998 tarihinde kullanılan toplam 8.314.500.000.000 TL krediyi L... Turizm ve Yatçılık Ltd. Şti., İ... İthalat ve İhracat A.Ş., D... Deri Ltd. Şti. ve Ö... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı sahte şirketler üzerinden kullandığını, Bankalar Yeminli Murakıplarınca düzenlenen 10.2.2000 tarihli rapor ile tesbit edildiği üzere davaya konu kredilerin davalıların hesaplarına ve kullanımına bırakıldığını, davalılar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2000/202 esas sayılı dosyasından kamu davası açılmış bulunduğunu, Cumhuriyet Savcılığı tarafından davalılar A. B. D. ve A. N. E. hakkında takipsizlik kararı verilmiş ise de bu davalıların dahi banka zararına fiiller işlediğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 8.314.500.000.000 TL'nin tahsilde tekerrür etmemek üzere 29.9.1998 tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ş. E. E. vekili, öncelikle davanın zamanaşımına uğradığını, sahte firmalara verilen kredilerin Egebank A.Ş.'ne havale edilmesi ve ardından da bu banka tarafından adı geçen şirketlere ödeme olarak gösterilmesi sebebiyle uğranılan zararın öncelikle Egebank A.Ş.'den talep edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Y. M. D. vekili, kredi kullanan şirketle müvekkilinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını, kredilendirme sürecinin bankanın serbest iradesi altında yapıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, zararın yöneticilerden tahsil edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A. E. Y. vekili, müvekkilinin Egebank A.Ş.'de 1.6.1998 tarihinde Genel Müdür Başyardımcısı olarak göreve başladığını, 1.3.1999 tarihinde de istifa ederek görevinden ayrıldığını, görevi sırasında kredi işlemleri ile ilgili görev ifa etmediğini, kredi verilen şirket isimlerinin müvekkili tarafından bildirilmediğini, kredi kullandırılırken gerekli belgelerin alınmasından krediler birim müdürü S. U.'nun sorumlu olduğunu, ceza davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı A. E. vekili, öncelikle krediyi kullanan tüzel kişilere müracaat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin Egebank A.Ş.'nin ortağı yada yöneticisi olmadığını, bankanın mudisi olduğunu, davaya konu paranın da kendisinin ve ailesinin şahsi parası olduğunu, savcılık tarafından da takipsizlik kararı verildiğini, müvekkili yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, kaldı ki davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı bankanın ticaret siciline kayıtlı olmayan L... Turizm Ltd. Şti.'ne 1.940.050 YTL, İ... İthalat ve İhracat A.Ş.'ne 2.217.200 YTL, D... Deri Ltd. Şti.'ne 2.009.337 YTL, Ö... Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne 2.147.912,50 YTL, aynı şekilde Egebank tarafından hakim ortağı K. Y. olan 4 firmaya toplam 8.314.500 YTL kredi kullandırıldığı, bu paraların 8.000.000 YTL'nın davalı Y. M. D.'in Egebank merkez şubesindeki 1211660 numaralı vadesiz tasarruf mevduat hesabına yatırıldığı, 250.000 YTL'nin davalı A. E. D.'in Egebank merkez şubedeki 22414 numaralı hesaba, 14.500 YTL'nin davalı A. B. D. tarafından nakit olarak çekildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 8.000.000 YTL'nin davalı Y. M. D.'den, 250.000 YTL'nin davalı A. E.'den, 14.500 YTL'nin A. B. D.'den 29.9.1999 tarihinden itibaren %80 ve değişen oranlarda reeskont faizi ile tahsiline, davalılar Ş. E. E. ve A. Y. hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. Davalı Y. M. D. vekili ve A. E. D. vekili adli yardım talebinde bulunmuş, mahkemece talep 14.1.2008 tarihli karar ile reddedilmiş, ayrıca mahkemece 6.5.2008 tarihli karar ile davalı Y. M. D.'in temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar A. E. D. vekili ve Y. M. D. vekili, temyiz etmiştir.
Dava, Back to Back (karşılıklı) kredi ilişkisi sonucu bankanın uğradığı iddia olunan zararın sorumlularından tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, süresinde maktu temyiz harcı yatırılmak suretiyle davalılar Y. M. D. ve A. E. D. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 18.12.2007 tarihli muhtıra ile bakiye karar ve ilam harcı ile eksik yatırılan temyiz harcının yatırılması istenilmiş, bu karar üzerine kararı temyiz eden davalılar vekili tarafından mahkemeden adli yardım talebinde bulunulmuştur. Mahkemece 14.1.2008 tarihli karar ile hükümden sonra kanun yollarına müracaat için adli yardım kararı verilemeyeceği gerekçesiyle adli yardım talebi reddedilmiştir. Adli yardım talebinin reddine dair kararın davalılarca temyizi üzerine mahkemece
12.3.2008 tarihli muhtıra ile bakiye karar ve ilam harcı ile eksik yatırılan temyiz harcının yatırılması talep edilmiş, süresinde davalı A. E. D. tarafından bakiye karar ve ilam harcı yatırılmaksızın eksik temyiz harcı yatırılmış, Y. M. D. tarafından her hangi bir harç yatırılmamıştır. Bu defa mahkemece 6.5.2008 tarihli karar ile davalı Y. M. D.'in H.U.M.K.434. maddesi uyarınca temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Davalı Y. M. D. vekili işbu kararı temyiz etmiştir.
Maktu temyiz harcı yatırarak temyiz isteminde bulunan davalıların nispi temyiz harcının ikmali için kendilerine gönderilen muhtıraların tebliğinden sonra Mahkemeye yönelttikleri adli yardım istemleri, davanın sonuçlanmasından sonra yasa yollarına başvuru için adli yardım kararı verilemeyeceği, H.U.M.K.'un 469. maddesi uyarınca ancak davanın açılmasından önce veya dava görülürken adli yardım istenebileceği gerekçesiyle reddedilmiştir.
Adli yardım, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 465-472 nci maddelerinde düzenlenmiş olup, 465/1. maddede belirtilen durum ve koşulların varlığı halinde dava veya diğer hak arama yollarında taraf olanlarca mahkemeden adli yardım istenebilir. Adli yardım, davanın açılacağı veya görüldüğü mahkemeden yazılı veya sözlü olarak istenir (md.468/2). Talep üzerine verilecek karar kesindir (md.469/1).
Yasa'da, açıkça ilk derece yargılamasını yürüten bidayet mahkemesine bu istemle başvurulabileceği düzenlenmiş, ilk derece yargılamasının sonuçlanmasının ardından temyiz ve diğer yasa yollarına başvuru aşamasında bu yollara başvuran tarafça gereken harç ve giderlerin karşılanmasında acze düşülmesi sebebiyle adli yardım istenebilip istenemeyeceği, buna cevaz varsa başvuru merciinin ne olduğu öngörülmemiştir. Bu durumda somut davaya bağlı gelişmede ortaya çıktığı üzere, karardan sonraki adli yardım isteminin mümkün olup olmadığı, mümkün olduğu kabul edilirse hangi hallere müncer olduğunun açıklığa kavuşturulması zorunludur.
Yasada engel bir düzenleme bulunmadığından yasa yoluna başvuru evresinde yapılan adli yardım taleplerinin incelenmesi ve yasal koşullara sahip olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün kabul edilmelidir. Bu talebin de yasa yoluna başvurulan kararı veren mahkemeye yöneltilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Kural olarak, hüküm (ilk derece) mahkemesi, dava ile ilgili nihai kararını verdikten sonra tavzih gibi ayrıksı durumlar dışında nihai kararla ilintili herhangi bir yeni karar oluşturamaz. Ancak, karar vererek davadan elini çeken mahkeme, kararın temyizi üzerine bu kararın süresinde temyiz edilip edilmediğini (H.U.M.K.md.432/4), temyiz harç ve giderlerinin yatırılıp yatırılmadığını (aynı maddenin 3. fıkrası), kararın temyiz edilebilirliğini (H.U.M.K.md.437/2) inceleyip eksikliklerin tamamlanmasına temyiz edeni tevessüle davet işlemleri yapmak ve süre veya mahiyetçe temyizi kabil olmayan bir yön varit ise bunu karara bağlamaya yetkili ve zorunludur. Tüm bu konular, el çekilen davanın esasına ilişen hususlar olmayıp, temyiz başvurusunun geçerlilik koşulları ile ilgilidir. Temyiz harç ve giderleri kapsamında olan adli yardım talebinin nihai karardan sonra dermeyan edildiğinden bahisle incelenmemesi, talebin dayanaklarının yasal koşullara uygunluğunun ve yerindeliğinin değerlendirilmesinden kaçınılması adli yardım kararının özü ve amacına uygun düşmemektedir. Böyle bir talebin ortaya çıkması halinde mahkemece esastan incelenip karara bağlanması gereklidir. Çünkü kendisi ve ailesinin geçimini büyük ölçüde tehlikeye veya zarara uğratma pahasına taraflardan birinin yasa yolunu kullanmaya mecbur edilmesi ya da yasa yolunun gerektirdiği giderleri karşılamada mutlak olanaksızlık sebebiyle yoksun kalınması sosyal hukuk devleti ilkesi, yargı mercileri önünde hak arama özgürlüğünü düzenleyen Anayasa'nın 36. ve adil yargılanma hakkını düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile bağdaşmaz.
1) Adli yardım kavram ve kurumunu tanımlayan H.U.M.K.'un 465. maddesinde adli yardımın sadece ilk derece yargılamasında istenebileceği yolunda bir düzenleme bulunmadığından, yargılama giderleri kapsamında yargılamayı sonlandıran hükümden sonraki yasa yollarına başvurularla ilgili harç ve giderler yönünden kararına karşı yasa yoluna gidilen mahkemeden adli yardım kararı verilmesi talebinin dinlenilebilir olduğunun kabulüyle ve esasen işbu dava ile ilgili beliren somut örnekte olduğu gibi haklarında verilen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin kararla birlikte ilk kez ortaya çıkan temyiz başvurusunun zorunlu kıldığı harcın karşılanması ihtiyacı ile mümeyyiz davalıların adli yardım talebinin temyiz başvuru hakkına bağlı olarak bulundukları adli yardımın nihai karardan önceki yargılama sırasında ileri sürülmesinin beklenemeyecek olması doğal ve kaçınılmaz olduğuna göre mahkemece H.U.M.K.nun 434. maddesiyle kendisine tahmil edilen temyiz harç ve giderleri cümlesinden vaki istemlerin esastan incelenerek olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, hükümden sonra böyle bir talebin incelenemeyeceği yolundaki yanılgılı gerekçeyle reddedilmesi doğru bulunmamış, başvurunun dayandırıldığı sebep ve hallere girilmeksizin verildiği için kesin olma değer ve gücü bulunmayan adli yardım taleplerinin reddine ilişkin 14.1.2008 tarihli kararın ve bu karardan sonra davalı Y. M. D.'in temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair 6.5.2008 tarihli kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre davalılar Y. M. D. ve A. E. D. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar Y. M. D. ve A. E. D. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle adli yardım taleplerinin reddine ilişkin 14.1.2008 tarihli kararın ve bu karardan sonra davalı Y. M. D.'in temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair 6.5.2008 tarihli kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle bozma sebep ve şekline göre davalılar Y. M. D. ve A. E. D. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17.3.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy