(6762 S. K. m. 669, 690)
Dava: Taraflar arasında görülen davada K. 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 6.10.2009 tarih ve 2009/15-2009/369 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu 18.000 TL bedelli bononun vadesinde ödenmemesi üzerine davalı bankaya protesto edilmesi amacıyla teslim edildiğini, söz konusu bononun müvekkilinin muvafakati olmaksızın davalı banka tarafından başka bir bankaya gönderildiği sırada kaybolduğunu, bu konuda müvekkiline hiçbir bildirim yapmayan davalı bankanın müvekkilinin alacağını tahsil etmesini güçleştirdiğini, zararın giderilmesi için davalı bankaya gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, kaybolan bononun aynen teslimine, bu mümkün olmadığı takdirde 18.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından müvekkili bankaya teslim edilen bononun tahsil edilmesi için Ziraat Bankası Cihanbeyli Şubesi'ne gönderildiğini, bononun bu banka şubesinde kaybedildiğini, bu sebeple müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hamili olduğu 18.000 TL bedelli bononun davalı bankaya teslim edildiği, davalı bankayla Ziraat Bankası Cihanbeyli Şubesi arasında yapılan yazışmalar sırasında bononun kaybolduğu, kaybolan bononun iadesi veya tazmini istemli ihtarnamenin davalıya 10.10.2008 tarihinde tebliğ edildiği, bononun iade edilmediği ve bedelinin karşılanmadığı, davalının 18.10.2008 tarihinde temerrüde düştüğü, hukuki ilişkinin davacıyla davalı banka arasında gerçekleşmesi karşısında tüm sorumluluğun davalı bankada olduğu, söz konusu bononun başka bir banka tarafından kaybedilmesinin davacı yönünden sonuç doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 18.000 TL'nin 18.10.2008 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, senedin iadesine dair istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil için davalı bankaya tevdi edilen bononun kaybedilmesi sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği üzere (Bkz. G. Eriş, Açıklamalı-İçtihatlı Türk Ticaret Kanunu Cilt 4, S.4454-1998/2253-4029) davacının vekil hamil durumunda bulunan bankaya başvurabilmesi için öncelikle zararının gerçekleşmiş olması gerekir. Davacının temel ilişkiye dayalı olarak yasal haklarını kullanması ve buna rağmen alacağını tahsil edememiş olması halinde zararın gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacının kaybedilen bononun verilmesine sebep olan temel ilişkiye dayalı olarak alacağını tahsil etmek için yasal yollara müracaat edip etmediği, bu yollara müracaat etmiş ise alacağına ulaşıp ulaşamadığı dosya kapsamından anlaşılamamıştır. Bu itibarla, mahkemece davacının temel ilişkiye dayalı olarak senet borçluları aleyhine yasal yollara müracaat edip etmediği ve yasal yollara müracaat etmiş olması halinde alacağını tahsil edip edemediği konusunda araştırma yapılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy