(1086 S. K. m. 440) (2004 S. K. m. 257) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.09.2009 gün ve 2009/2072 - 2009/2071 sayılı kararı onayan Daire'nin 22.03.2010 gün ve 2010/2648 - 2010/3149 sayılı kararı aleyhinde ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz isteyen vekili, müvekkili banka ile Disu Turizm Kreş ve Anaokulu Teks. Gıda Hayv. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, hakkında ihtiyati haciz istenen borçlu S. G.'in bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme gereği yapılacak geri ödemelerin taksitlerinin aksatılması üzerine borçluya ihtarnameler gönderildiği halde borcun ödenmediğini ileri sürerek 210.342,80 TL alacak üzerinden ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, temerrüt gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karar, ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekilinin temyizi üzerine onanmıştır. İhtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, dava dışı borçlu şirketin kredi taksitlerini aksatması üzerine borçlu şirkete, müşterek borçlu ve müteselsil kefillerden dava dışı Ş. G.'e ve bu kefillerden aleyhine ihtiyati haciz istenen diğer borçlu S. G.'e 24.11.2008, 23.12.2008 ve 23.01.2009 tarihli ihtarnamelerin keşide edilmesine ve sözlü başvurulara rağmen borcun ödenmediği, alacağın dayanağını genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin oluşturduğu, borçluların mal varlıklarını kaçırma eğilimi içinde oldukları ileri sürülerek. S. G.'den olan toplam 210.342.80 TL alacağı karşılayacak şekilde ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir. Dava dilekçesine ekli 24.11.2008 tarihli ihtarnamede, 08.10.2007 tarihli kredi sözleşmesine dayanılarak, aylık taksit ödemeli kredi hesabından kaynaklanan borcun 20.11.2008 itibariyle muaccel hale geldiği ileri sürülmüştür. Bu ihtarname, S. G.'in tanınmadığı şerhiyle merciine iade edilmiştir. 23.12.2008 ve 23.02.2009 tarihli ihtarnamelerde, bazı çeklerin hamillerine yaprak başına alacaklı bankanın ödeme yaptığı, 26.11.2004 tarihli Kredi ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve 3167 Sayılı Yasa uyarınca yapılan ödeme nedeniyle oluşan alacağın ödenmesi talep edilmiş olup, 23.12.2008 tarihli ihtarname, davalının adresinden ayrıldığı şerhiyle iade edilmiştir. 23.02.2009 tarihli ihtarname davalı ile birlikte oturan K. A. imzasına tebliğ edilmiştir. Dava dilekçesine sadece, 08.10.2007 tarihli kredi sözleşmesinin bazı sayfalarının fotokopileri eklemiştir. Mahkemece, herhangi bir gerekçe ve tartışma ortaya konulmadan temerrüt gerçekleşmediğinden ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Alacaklı banka vekili temyiz dilekçesinde, İİK'nun 257. maddesi uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının ihtiyati haciz isteyebileceği, borçlunun temerrüde düşmesi koşulunu Yasa'nın aramadığını, somut olayda da borcun doğduğu anda muaccel hale geldiğini, kredi sözleşmesinin 29/1 bendi uyarınca hesabın kesilmesi halinde borcun tamamının muaccel olacağını bakiyesinin ilk talepte ödenmesini bankanın isteyebileceğini ileri sürmüştür.
Gerçekten de, anılan Yasa'nın 257. maddesinde alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olması koşulları aranmıştır. Kredi sözleşmesinde taksitler (vadeler) taraflarca kararlaştırılmış ise BK'nun 101. maddesi uyarınca vadenin gelmesi ile alacak istenebilir hale gelmiş olduğundan, ayrıca temerrüt ihtarı ile alacağın istenilmesine gerek bulunmamaktadır. Kredi sözleşmesinde vade kararlaştırılmamış ise hesap kat ihtarnamesinin tebliği ile akdi ilişki sona erdirilip borçlu temerrüde düşürülmüş olacağından ihtiyati haciz istenmesi mümkün olacaktır. Karar düzeltme dilekçesinde de, 24.11.2008 tarihli kredi sözleşmesinde ödeme tarihlerinin kararlaştırıldığı ve vadelerin gelmesine rağmen ödeme yapmayan borçlunun ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek olmadığı ileri sürülmüş olup, anılan ihtarnamede vadelerin geldiği halde ödeme yapılmadığı iddia edilmiş olup, bu sözleşme dosyaya ibraz edilmemiştir.
Bu durumda, üç ayrı ihtarnameye konu alacakların toplamı için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu gözetilerek, dosyada bulunmayan 24.11.2008 tarihli sözleşmenin tamamı ile sayfaları eksik olan diğer sözleşmenin eksik kalan bölümleri davacıya ibraz ettirilip, alacakların ayrı ayrı ele alınması, kararlaştırılmış bir vade olup olmadığı, şayet vade kararlaştırılmamış ise hesabın kat edilip edilmediği, kat ihtarnamelerinin tebliğ edilip edilmediği üzerinde durulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemenin her alacak kalemi için ayrı ayrı değerlendirme yapmadan talebin reddine karar vermesi eksik incelemeye dayalı olup, kararın bu gerekçe ile alacaklı banka yararına bozulması gerekirken, onandığı anlaşıldığından, alacaklı banka vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin onama kararının kaldırılıp yerel mahkeme kararının alacaklı banka yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, alacaklı banka vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 22.03.2010 tarih ve 2648/3149 sayılı onama ilamına kaldırılarak, yerel mahkeme kararının alacaklı banka yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 26.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy