(818 S. K. m. 41, 53) (6762 S. K. m. 321, 336)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.7.2004 tarih ve 2001/23-2004/240 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı Oyakbank A.Ş. vekili ve TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Yurtbank Kocaeli şubesinde uzun süre hesabı bulunduğunu, banka personelinin aldatması ve kasti yönlendirmesi ile parasının off-shore hesabına yatırdığını, müvekkili parasının hiçbir zaman off-shore hesabına gitmeyip, Yurtbank A.Ş. 'nin uhdesinde kaldığını, banka tarafından şubelere gönderilen yazılarda hedef gösterilerek paraların off-shore hesaba yönlendirilmesinin istenildiğini, banka personelinin mudileri istedikleri irade beyanında bulunmaya zorlamak için hatalı fikrin doğumuna veya teyidine ya da devamına kasten sebebiyet verdiklerini, mudilerin banka personelinin prim usulü hileli yönlendirmesiyle akdin icrasına sebep olunduğu için akdin geçerli olmadığını ileri sürerek, 2.400,00 TL'nın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Bayram Eser vekili, müvekkilinin bankanın genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, davacının parasını öncelikle off-shore şirketinden talep etmesi gerektiğini, davacının kendi iradesi ile parasını off-shore hesabına gönderdiğini, banka çalışanlarının yönlendirmesi iddiasının inandırıcı olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, davanın Ankara Ticaret Mahkemelerinde görülmesinin gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Banka vekili, davaya bakma yetkisinin İstanbul Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın haksız fiile dayandırılmış olması halinde zamanaşımına uğradığını, off-shore bankası ile müvekkilinin hükmi şahsiyetlerinin farklı olduğunu, bankanın müşteriyi yönlendirmesinin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı Z. İ., B. Ö., P. B., Üçem Taahhüt A.Ş., Balkaner Holding A.Ş., Y. Ö., A. B., S. E. vekili davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, davacının parasının off-shore hesabına havale edilmesi konusunda talimatı bulunduğunun taraflar arasında tartışmasız olduğunu, davacının hesabının Yurt Security Off-Shore Ltd'de olması sebebiyle davacının öncelikle bu şirketten talepte bulunmasının gerektiği, davanın henüz erken açılan bir dava olduğu gerekçesiyle, davalılar B. E., B. Ö., Y. Ö., P. B.., A. B. O., A. U. B., Z. İ. ve Üçem Taahhüt A.Ş. Aleyhine açılan davanın atiye terki sebebiyle bu davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı Banka, Ali Avni Balkaner, Balkaner Holding A.Ş. ve Süleyman Ekiz haklarında açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalılardan Oyakbank A.Ş. ve TMSF vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ING Bank (Oyakbank) vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Dava, davalı Oyakbank A.Ş. 'nin külli halefi olduğu Yurtbank A.Ş. Kocaeli Şubesi'nde bulunan davacı mevduatının, davacının iradesi fesada uğratılarak Yurt Security Offshore Bank Ltd. hesabına gönderildiği iddiasına dayalı olarak açılmış alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, bir kısım davalılar hakkında açılan davanın atiye terk edilmesi sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı banka, TMSF. Ali Balkaner, Süleyman Ekiz ve Holding hakkındaki davanın zamansız olduğundan bahisle reddi cihetine gidilmiş ise de, yerel mahkeme kararından sonra İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 29.11.2005 tarihli karar ile davalı bankanın külli halefi Yurtbank A.Ş. 'nin ve diğer davalı Holding'in yöneticisi olan davalı Ali Balkaner hakkında, offshore hesapları üzerinden banka vasıta kılınmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ve işbu ceza hükmü Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 19.10.2006 gün ve 1600-16357 Sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde, davalı Ali Balkaner ve Yurtbank A.Ş. 'nin diğer bir kısım yöneticilerinin. Yurtbank A.Ş. aracılığıyla offshore hesabı açtıran 4204 kişiyi, bankayı vasıta kılmak suretiyle dolandırdıkları ve bu suretle topladıkları paraların Balkaner Holding bünyesindeki şirketlere ucuz kredi olarak aktarıldığı, offshore bankasının paravan bir şirket olarak davalı Ali Balkaner tarafından yakınlarına kurdurulduğu açıklanmıştır. Bir başka söyleyişle, Yurtbank A.Ş. 'nin sözkonusu yöneticileri tarafından davacı ve onun durumundaki diğer off-shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı ve bu suretle off-shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıkları açıkça ortaya konmuştur.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesindeki belirlemeler ve gerekse de Dairemize intikal eden emsal dosyalardaki aciz vesikaları da gözetildiğinde, davacının alacağını hakkındaki dava kabul edilen Yurt Security Off-Shore Ltd.'den tahsil edemeyeceğinin anlaşılması karşısında, diğer davalılara yöneltilen davanın zamansız olarak nitelendirilemeyeceğinin kabulüyle ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuki sonuçları B.K.nun 53. maddesi çerçevesinde gözetilmek suretiyle, B.K.nun 41, T.T.K.nun 321/son ve 336/5. maddeleri uyarınca, gerek davalı Ali Balkaner'in ve gerekse yöneticisi konumunda olduğu diğer davalıların davacının ileri sürdüğü zarardan sorumlu tutulmaları gerekip gerekmediği tartışılıp değerlendirilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere anılan davalılara yönelik yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
4) TMSF vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı vekili, hesabın açıldığı bankanın TMSF'ye geçtiğinden bahisle anılan kurumu da dava etmiştir. Mahkemece, bu davalı hakkındaki davanın da erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine kararı verilmiş ise de, ayrı tüzel kişiliği bulunan davalı Oyakbank A.Ş. den ayrı olarak davalı TMSF dava edilmiştir. O halde, doğrudan TMSF hakkında açılan davanın husumet sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması yanlış olmuş ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan gerekçeyle onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4 numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı TMSF vekilinin TMSF hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu davalı hakkındaki kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Oyakbank A.Ş. 'nden alınmasına, davalı TMSF olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy