(818 S. K. m. 110)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.06.2009 tarih ve 2007/752-2009/328 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2011 gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı A... Sigorta Aracılık Hizm.Ltd.Şti. arasında 29.03.2005 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalının da bu sözleşme nedeniyle müvekkili lehine 18.03.2005 tarihli (20.000) TL. bedelli ve 09.03.2006 tarihli (10.000) TL. bedelli teminat mektupları düzenlediğini, dava dışı acentenin sözleşmesinin 13.11.2006 tarihinde feshedildiğini, bu tarih itibariyle (53.644,58) TL borç hesaplandığını, teminat mektuplarının süresinin 09.03.2007 tarihinde sona ereceğini, bu nedenle müvekkili tarafından 19.02.2007 tarihinde davalıdan teminat mektuplarının süresinin uzatılmasının aksi halde tazmininin istendiğini, davalının da mektupların yenilenmeyeceği gibi tazmin de edilmeyeceğini bildirdiğini ileri sürerek, (30.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının usulüne uygun tazmin talebinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu teminat mektuplarının kesin teminat mektubu niteliğinde olduğu, tazmin talebinin yerine getirilebilmesi için dava dışı acentenin yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki bir ibarenin yer almasının gerektiği, sadece tazmin talebinde bulunulması halinde dahi zımnen riskin doğduğu varsayımından hareket edileceği, "uzat ya da tazmin et" şeklindeki bu talepte riskin doğup doğmadığı anlaşılamadığından, bankanın ödememesinin yerinde olduğu, zira bankaya bu durumda kesin bir tazmin talebi içeren beyanın yöneltilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve somut uyuşmazlıkta her iki teminat mektubun süresinin de 09.03.2007 tarihine kadar uzatılmış olmasına, davacının 19.02.2007 tarihli ilk talebinde "acentelik faaliyetinden dolayı borç bakiyesi devam ettiğinden, süresi dolan teminat mektuplarının süresinin uzatılmasını, bu mümkün olmazsa nakde çevrilmesini" istemesine, davalı bankanın 13.03.2007 tarihli cevabında, sürenin uzatılmayacağının ve usulüne uygun bulunmayan tazmin talebinin yerine getirilmeyeceğinin belirtilmesine, davacı tarafından 25.07.2007 tarihli ihtarname ile bu kez de "acentenin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin" istenmesine, davalı bankaca bu istemin de teminat mektuplarının süresinin dolduğu gerekçesiyle kabul edilmemesine, teminat mektubu vermekle bankaların mücerret bir borç altına girmeyip belirli bir yükümlülüğün yerine getirilmesini garanti etmeleri nedeniyle, yazılı tazmin talebinde mutlaka, lehtarın teminat mektubu ile garanti edilen yükümlülüğünü yerine getirmediğinin belirtilmesinin gerekmesine, vadeli teminat mektuplarında uygulamada sıkça rastlanan "teminat mektubunun vadesinin uzatılması, aksi takdirde mektubun tazmini" (extend or pay) şeklindeki talebin, teminat mektuplarının yukarıda açıklanan niteliği ile bağdaşmamasına, zira "uzat veya tazmin et" talebinde riskin doğup doğmadığı anlaşılamadığından, bankanın ödeme yükümlülüğünün de doğmamasına, somut uyuşmazlıkta davalı bankanın teminat mektuplarında vadeyi uzatmaması halinde mektubu tazmin edeceği yönünde bir taahhüdünün de bulunulmamasına (Prof. Dr. Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara 2003, 4. Baskı, s:250, 259), bu durum karşısında mahkemece davacının 19.02.2007 tarihli ilk talebinin usulüne uygun bir tazmin talebi sayılmamasında bir isabetsizliğin bulunmamasına, yine BK.'nun 110. maddesine 10.07.1981 tarih ve 17398 sayılı R.G.'de yayımlanan 2486 S.K. ile eklenen fıkra uyarınca, belirli bir süre için yapılan taahhütlerde, sürenin bitimine kadar taahhüt edene yazılı olarak başvurulmaması halinde taahhüdün hükümsüz sayılacağına dair sözleşmelerin geçerli bulunmasına, sadece vade kaydını taşıyan, ancak BK.'nın 110/2. maddesinde belirtilen bu kaydı taşımayan teminat mektuplarında ise riskin vade içinde doğması kaydıyla, bankanın 10 yıl süre ile sorumluluğunun devam etmesine, nitekim 30.03.1988 tarih ve 11-642-287 E-K. sayılı Yargıtay HGK. kararında da "kural olarak belli bir süre için verilen garanti halinde, süresi içinde rizikonun gerçekleşmemesinin, yükümlülüğün ortadan kalkması sonucunu doğuracağının, garanti sözleşmesinin BK.'nın 110. maddesine 08.07.1981 gün ve 2486 S.K. ile eklenen fıkrasına uygun bir biçimde yapılmışsa vade sonuna kadar yazılı istekte bulunulmadığı takdirde bankanın şarta bağlı sorumluluğunun sona ereceğinin, bu yolda bir kayıt konulmamış ise teminat mektubu süreli de olsa, 10 yıllık zamanaşımı süresi doluncaya kadar tazmin talebinin ileri sürülebileceğinin" belirtilmiş bulunmasına (a.g.e., s: 156 vd.), somut uyuşmazlıkta da davalı bankaca düzenlenen teminat mektuplarında, vade tarihine kadar tazmin talebinin ulaşmaması halinde teminat mektuplarının hükümsüz sayılacağına dair kaydın açıkça yer almış olmasına, bu durum karşısında davacı tarafından teminat mektuplarının vadesinden sonraki 25.07.2007 tarihli tazmin talebinin davalı bankaca yerine getirilmemesinde de bir usulsüzlüğün bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir edilen 825.00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.12.2011 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy