(3167 S. K. m. 1, 2) (6762 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada (A.)... Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07/10/2009 tarih ve 2007/...-2009/... sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E.K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kendisini R.G.G. olarak tanıtan bir kişinin müvekkilinden aldığı mal karşılığında davalı bankanın (A.) ... Şubesi'ne ait çek vermek istediğini, müvekkilinin bu kişiyi soruşturduğunu, davalı banka şubesinden de sorduğunu, davalı banka yetkililerinin de bu şahsın iyi bir müşterileri olduğunu ve şimdiye kadar herhangi bir çekinin dönmediğini bildirdiklerini, ancak 30.06.2000 tarihli 585 TL, aynı tarihli 2.490 TL ve 17.07.2000 tarihli 2.400 TL meblağlı çeklerin karşılıksız çıktığını, bunun üzerine yaptıkları soruşturmada bu kişinin gerçekte davalı S.D. olduğunu, sahte belgeler kullanarak çek karnesi aldığını ve bu yolla bir çok kişiyi dolandırdığını öğrendiklerini, davalı bankanın da gerekli araştırmayı yapmadığından asıl faille birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 5.475 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkilinin gereken tüm özen ve basireti gösterdiğini, davacının belirttiği şahsın R.G. değil de S.D. olduğunu ve alacağının semeresiz kaldığını, diğer bir deyişle zararın doğduğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı S.D.'nin kendi resmini yapıştırarak oluşturduğu sahte nüfus cüzdanı ile vergi dairesi, noterlik ve muhtarlıklarda belgeler düzenlettirdiği, söz konusu kurumların kimlik belgesindeki sahteciliği fark edemedikleri, banka memurunun resmi görevlilerin incelemesinden kaçan bir sahteciliği fark etmesinin düşünülemeyeceği, ikametgah senedinde ikamet adresi olarak (i.) ... ilçesindeki bir adresin gösterildiği, davalı S.D.'nin (A.)'da taşeronluk sözleşmesine dayalı olarak iş yapmak için bulunduğu, (A.)'da gösterilen adresin üst taşerona ait inşaat altında bulunan büro olduğu, tüm veriler gözetildiğinde bu özellikteki bir kişiye çek karinesi verilmesinin bankacılık açısından olağan karşılandığı, davalı bankanın üzerine düşen araştırma görevini yerine getirdiği, davalı S.'in ise sübut bulan haksız fiilinden sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davalı banka hakkındaki davanın reddine, davalı S.D. hakkındaki davanın kabulü ile 5.475 TL'nin faizi ile birlikte bu davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte belgelere dayalı olarak çek karnesi verilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ile sair konularda gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun'un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha fazla kusurlu olduğu ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Somut olayda, 20.04.2000 tarihinde (A.)'da faaliyete başlayan diğer davalı S. D.ye 25.04.2000 tarihinde çek karnesinin verilmesi de dikkate alındığında, davalı bankanın yukarıda açıklanan basiret ve itinayı gösterdiği söylenemez. Bu durumda mahkemece, olay nedeniyle tarafların kusurlu olduğu kabul edilerek kusur durumlarının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı banka yönünden davanın reddine kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy