(7201 S. K. m. 21) (4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 306, 307, 472) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.06.2009 tarih ve 2004/583-2009/287 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar G. ve Garanti Bankası A.Ş. vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Alper Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı banka bünyesinde müşterek hesaplarının bulunduğunu ve müvekkillerinin ancak çift imzayla para çekebildiklerini, hesapta bulunan paranın 50.000 USD'nin davalı banka tarafından yetkili olmayan diğer davalılara ödendiğinin bildirildiğini ileri sürerek, 50.000 USD'nin ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, dosya içinde mevcut faks talimatlarından bir kısmının davacılara ait olmadığı, bu talimatlardan iki adedinin toplam bedelinin 25.000 USD olup söz konusu sahte faks talimatıyla paraların davalı G. tarafından çekildiği ve adı geçen davalının bu miktardan sorumlu olduğu, davalı M. tarafından çekilen 20.000 USD'nin yine aynı davalı tarafından hesaba iade edildiği ve bu suretle davalı Mustafa'nın sorumluluğunun bulunmadığı, davacıların bankada bulunan hesabın takibini yapmadıkları ve kendilerinden beklenen özeni göstermedikleri, davalı bankanın da gerekli özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle davalı G. yönünden 25.000 USD, davalı banka yönünden ise 12.500 USD'nin adı geçenlerden tahsiline, davalı M. hakkında açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekiliyle davalılar G. ve Garanti Bankası A.Ş. vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bendin, davalı Garanti Bankası A.Ş. vekilinin ise (3) numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, banka mevduat hesabında bulunan paranın yetkili olmayan kişilerce çekilmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup mahkemece, davacıların davalı banka nezdinde bulunan hesabın takibini yapmadıkları ve kendilerinden beklenen özeni göstermedikleri gerekçesiyle müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde, şayet ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilirse de birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Mudiye mevduat hesaplarını düzenli olarak kontrol etme zorunluluğu yüklenemeyeceği gibi bu husus müterafik kusur addedilerek tazminattan indirim nedeni de olamayacağından mahkemece, işbu gerekçeyle indirim yapılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Davacılar vekili tarafından davalı G.'in davalı banka çalışanı olduğu iddia edilmiş ve bu hususa yönelik olarak yapılan araştırma sonunda G.'in davalı bankanın faal ya da emekli çalışanı olmadığı anlaşılmış ve G. vekili tarafından temyiz aşamasında ibraz edilen hizmet döküm cetvelleri ve diğer evrak kapsamından adı geçen davalının davacıların da ortağı olduğu şirket çalışanı olduğu iddia edilmiştir. Bu durumda mahkemece öncelikle bu iddia üzerinde durularak, davalı G.'in davacıların ortağı olduğu şirketin çalışanı olup olmadığı tereddüte yer olmayacak şekilde belirlendikten sonra, G.'in davacıların ya da ortağı oldukları şirketin çalışanı olduğunun ortaya çıkması halinde kötü adam çalıştırmaya bağlı olarak bu durumun davacılar yönünden müterafik kusur nedeni teşkil edeceği kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirmeyle hüküm kurulması da doğru değildir.
4- Davalı G. vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dosya içeriğinden dava dilekçesinin davalı G.'e 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesi gereğince tebliğ edildiği ancak tebliğ işleminin gerek Tebligat Kanunu'nun 21 gerekse Tebligat Tüzüğü'nün 28 inci maddelerine uygun şekilde yapılmayarak usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanmadığı ve adı geçen davalının savunma hakkının da kısıtlanması suretiyle esas hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
5- Öte yandan, bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasayla değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 inci maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK.nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faiziyle birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Somut olayda davacıların hesabından para çekilmişse de esasen sahtecilik eylemi davalı bankaya karşı gerçekleştirilmiş olup, bu durum davacılara davalı G.'e karşı dava açma hakkı vermeyeceğinden davalı G. hakkında hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekiliyle davalı Garanti Bankası A.Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Garanti Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın Garanti Bankası A.Ş. yararına, (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı G. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı G. yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenler davalılar Garanti Bankası A.Ş. ve G. Boyacıyla davacılara iadesine, 19.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy