(556 S. KHK m. 8) (1086 S. K. m. 275, 283, 284) (6100 S. K. m. 266)
Taraflar arasında görülen davada A. 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.07.2010 tarih ve 2009/...-2010/... sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPE vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi F. S. İ. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 2007/70820 sayılı F. ibaresini 29. ve 30. sınıflarda tescil başvurusunda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın YİDK'nca nihai olarak reddedildiğini, davalı şirkete ait başvurunun tescili halinde müvekkiline ait F. ibareli markalarla karışıklığa yol açacağını ve müvekkiline ait tanınmış F. markasının tanınmışlığından yararlanacağını, markalar arasında idari/işletmesel bağlantı kurulabileceğini, müvekkiline ait markanın ayırt edici karakterini zedeleyeceğini ve müvekkili şirketin itibarının yıpranacağını ileri sürerek, TPE YİDK'nun 25.08.2009 tarih ve 2009-M-3889 sayılı kararının iptali ile markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğünün tespiti ile marka sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunu, buna karşın mal ve hizmetlerin benzer olmaması nedeniyle markalar arasında iltibas ihtimalinden söz edilemeyeceğini, gıda ürünleri üzerinde tescil edilen davalı markasının davacının markalarından haksız faydalanması veya onun itibarına zarar vermesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin B.'da 23 şubesiyle faaliyet gösteren tanınmış bir marketler zincirinin olduğunu, davacının işkolunun gıda sektöründe faaliyet gösteren müvekkilinden tamamen farklı olduğunu, markaların kapsadıkları sınıfların da birbirinden çok farklı olduğunu, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkiline ait markanın ayırt edicilik unsuruna sahip olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacıya ait itiraza dayanak F. esas unsurlu her iki markanın 35 (08). sınıfta düzenlenen müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri için tescilli olduğu, davalının marka başvurusu kapsamında bulunan 29. ve 30. sınıflarda da kullanıp satışa arz edebileceği ihtimalinde taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma (iltibas) ihtimali oluşacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TPE YİDK'nun 25.08.2009 tarih ve 2009-M-3889 sayılı kararının iptaline, davalı şirket adına tescilli 31.12.2007 tarih ve 2007/70820 sayılı markanın hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmiştir.
Kararı davalı TPE vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının marka başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddine dair verilen TPE YİDK kararının iptali, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi heyetinin görüşüne başvurulmuş; ancak teknik bilgiyi gerektiren konuda görüşe başvurulan bilirkişi heyetinin çoğunluk görüşüne edilmeyerek, kendi değerlendirmesiyle ve bilirkişi heyetindeki Sermaye Piyasaları Uzmanı olan muhalif üyenin görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'un 275 ve müteakip maddelerinde, bu hükümlere benzer şekilde de kararın Yargıtay incelemesi tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 266 ve müteakip maddelerinde bilirkişilik müessesesi düzenlenmiş olup, 1086 sayılı kanunun 275'nci maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286'ncı maddede de, bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği düzenlenmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen rapor yetersiz, noksan ve müphem ise, mahkemece HUMK'un 283'ncü maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama, yeni ek rapor isteyebileceği gibi, 284'ncü madde gereğince de, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınabilir. Yani, HUMK'un 286. maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek resen veya bilirkişi raporundaki muhalif üye görüşü esas alarak karar verebileceği düşünülemez.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda uyuşmazlığın teknik uzmanlığı gerektirdiğinin kabulü ile bilirkişilerden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı TPE vekili ile davalı (M.) Süper Market İşletmeciliği Ve Mamulleri İthalat ve İhracat Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 28.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy