(6762 S. K. m. 1279, 1282, 1295)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 11.11.2009 tarih ve 2008/138-2009/599 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İ. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı nezdinde yangın sigorta sözleşmesiyle sigortalı iken meydana gelen yangın sonucu işyerinde hasar oluştuğunu, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 15.000,00 TL'nın temerrüt faizle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının poliçe prim bedelini veya peşinatını ödediğini ispat edemediği, dolayısıyla poliçenin yürürlüğe girmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak, sigorta hukukunda sigorta akdinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. TTK'nun 1279. maddesi hükmüne göre riziko, genel olarak sigorta sözleşmesinin vücut bulması ve yine aynı Kanunun 1295 inci maddesi uyarınca sigortacının sorumluluğunun başlamasından sonra oluşması halinde sigorta teminatı içerisinde kabul edilir. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için de TTK'nun 1282. ve 1295. maddeleri hükümleri uyarınca primin tamamının veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur. TTK'nun 1295. maddesi emredici nitelikte bir düzenlemedir.
Somut olayda, davacıya ait işyeri yangın rizikolarına karşı 5.5.2007 tarihinden itibaren teminat altına alındığı, rizikonun ise 16.5.2007 tarihinde meydana geldiği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, rizikodan önce primin ödenip ödenmediği, davalının sorumluluğunun başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı vekili, poliçe prim bedelinin peşin ödendiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise prim bedelinin hiç ödenmediğini savunmuştur. Davaya konu poliçeyi düzenleyen davalının acentesi olan şirket yetkilisinin tanık olarak vermiş olduğu beyanında; davacının prim bedeli karşılığı olarak bir kısım çekler verdiğini, ancak bu çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle poliçenin iptal edildiğini belirtmiş ve davalı tarafından bu çekler dosyaya ibraz edilmiştir.
Davalı defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapan bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ise, davalının defterlerinde davaya konu poliçenin acente hesaplarında kayıtlı olduğu, ancak 29.11.2007 tarihinde iptal zeyilnamesi düzenlendiği, davalı defterlerinde primlerin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından prim tahsilatının yapılması sebebiyle acentenin yaptığı toplu ödemeler olarak kayıtlı olduğu, bu sebeple davaya konu poliçe primine dair doğrudan kaydın bulunmadığı, davalı tarafından ibraz edilen çeklerin ise bedelleri itibariyle poliçe prim bedeliyle örtüşmediği, davacının da bu çeklere bir açıklama getirmediği, bu itibarla davaya konu poliçenin prim bedelinin ödenip ödenmediğini belirlenmesi için acente kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece acente defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davalı tarafından olaydan 6 aydan fazla bir süre sonra 29.11.2007 tarihinde kısmi hasar sebebiyle iptal zeyilnamesi düzenlenmiş olup, bu zeyilnamenin altında davalı tarafından yapılan açıklamada "kısmi hasar sebebiyle poliçe genel şartlarının hasar ve tazminat sonuçları başlıklı maddesi gereğince poliçenin hüküm ifade eden tarihten başlayarak anılan tarihler arasındaki sürede iptal edildiği ve bu sebeple belirlenen primin sigorta ettirene iadesi gerektiği açıklamasına yer verilmiş, iptal zeyilnamesinde iadesine karar verilen prim bedeli olarak da 7.256,16 TL belirtilmiştir. Bu iptal zeyilnamesinin gerçek bir prim ödemesine dayalı düzenlenip düzenlenmediğinin de acente kayıtlarında yapılacak incelemeyle belirlenmesi mümkündür.
Bu itibarla, mahkemece, davalı defterlerinde poliçe prim bedellerinin poliçe bazında kayıtlı olmayıp, acente tarafından toplam ödemeye göre kayıt edildiği, yani acentenin yaptığı prim ödemesinin hangi poliçeye dair olduğuna yönelik bir kaydın bulunmadığı gözönüne alınarak davaya konu poliçeyi düzenleyen acentenin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının ödediğini iddia ettiği prim bedellerinin acente defterlerinde kayıtlı olup olmadığı belirlenmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy