(818 S. K. m. 49) (Uluslar Arası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kuralların Birleştirilmesi Hakkında Sözleşme (Varşova Konvansiyonu) m. 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 4.11.2008 tarih ve 2007/854 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi E. K. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 3.5.2007 tarihinde davalıya ait uçakla Dubai-İstanbul arası yolculuk yaptığını, yanında kamerasının bulunduğunu, daha önce aynı şirketle yaptığı yolculuklarda kamerasını kabin bagajında taşıdığını, ancak son yolculuğunda kamerasını kabine kadar getirdiğini, görevlinin kameranın kabinde taşınamayacağını belirttiğini, müvekkilinin kameranın kırılma ihtimalinin olduğunu görevliye söylemesi üzerine, görevlinin kameranın kokpit bagajına alabileceklerini, uçaktan inerken elden teslim edeceklerini belirterek teslim aldığını, inişte görevliden kamerasını istediğini, el bagajı teslim ofisinden teslim alabileceklerinin belirtildiğini, kameranın normal bantlı bagaj yerinden geldiğini, kontrol ettiğinde objektifinin kırılmış olduğunu tespit ettiğini, tamir masrafı olarak 4.650 TL ödediğini, ayrıca bu kamerayı kiraladığını, tamirat süresi olan 52 gün için kira bedeli 2.600 TL daha ödediğini, olay sebebiyle üzüntüye kapıldığını ileri sürerek, 1.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kabinlerde 7 kg kadar yük taşınabileceğini, bu sebeple davacı ya el bagajı fişi verildiğini, el bagajının kabinlerde taşınması elverişli olmayan yükler için düzenlenen belge niteliğinde olduğunu, görevlinin kameranın kokpitte taşınacağının söylemesinin mümkün olmadığını, böyle bir taahhüdün uçuş prosedürüne uygun olmadığını, davacının kameranın taşınması sırasında gerekli önlemleri almadığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, olayın oluş şekline göre, davaya konu kameranın kabinde taşınması gereken yüklerden olduğu, buna rağmen normal yükler gibi el bagajı fişi verildiği, bu konuda davacının daha önceden uyarılarak tedbir almasının sağlanması gerektiği, bu durumun Varşova konvansiyonunun 25. maddesi gereğinde pervasızca hareket niteliği taşıdığından sınırlı sorumluluk hükmünün uygulanamayacağı, davacının olay sebebiyle maddi zarara uğradığı, üzüntüye kapıldığı gerekçesiyle 1.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın 20.6.2007 tarihinden itibaren 3095 SK.'nun 1. maddesi gereğince temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava hava taşıması sırasında bagajın hasar görmesi sebebiyle talep edilen maddi ve manevi tazminata ilişkin olup, davacı yanında bulunan kamerayı kabine kadar getirdiğini, kabin görevlisinin kamerayı kokpit kısmında taşınmak üzere aldığını, sonradan el bagajı kısmından kendisine hasarlı olarak verildiğini iddia etmiş, davalı ise kameranın ağırlığı itibariyle kabinde taşınamayacağını kokpitte taşınmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, olayın oluş şekline göre kameranın kabinde taşınması gereken yüklerden olduğu, buna rağmen el bagajı fişi verildiği, davacının bu konuda daha önceden uyarılması gerektiği, davalının hareketinin Varşova Konvansiyonunun 25. maddesi gereğince pervasızca hareket olarak nitelendirileceği, bu sebeple üst sorumluluk sınırının uygulanamayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davaya, Varşova Konvansiyonu hükümlerinin uygulanacağı, davaya konu kameranın el bagajıyla taşındığı ve taşıma sırasında hasar gördüğü hususları ihtilafsızdır.
Ancak, davalı hava yolu şirketinin kabin bagajına ilişkin kurallarında, 7 kg kadar yükün taşınabileceği belirtilmiş olup, belli özellikteki yüklerin kabin bagajında taşınacağına dair düzenleme de bulunmadığı halde, mahkemece, davaya konu kameranın olayın oluş şekline göre kabin bagajında taşınması gereken yüklerden olduğunun belirtilmesi hatalı olmuştur.
Yine, dosyada bulunan bilirkişi raporlarında, davacının, kabin personelinin kamerayı kokpit kısmında taşınmak üzere aldığı iddiasının ispatlanması gerektiği, bu durum ispatlanırsa pervasızca hareket olarak nitelendirilebileceği belirtildiği ve davacı taraf tanık ve sair delillere başvurduğu halde, delilleri toplanmadan, iddiaları açıklığa kavuşturulmadan eksik incelemeyle hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
2-) Öte yandan, Türk Sivil Havacılık Kanunu ve Varşova Konvansiyonunda bagajın siyan ve kaybı halinde manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği bakımından herhangi bir düzenleme bulunmadığından bu konuda Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekir.
Somut olayda, hasar gören bagaj sebebiyle davacı yararına manevi tazminata hükmedilebilmesi için Borçlar Kanunu 49. maddesinin koşullarının nasıl gerçekleştiği açıklanmadan yazılı gerekçe ile manevi tazminat isteminin kabulü yerinde görülmemiş ve hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy