(818 S. K. m. 487) (2004 S. K. m. 45, 257)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada; Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.04.2010 tarih ve 2010/107 - 2010/106 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati haciz isteyen (alacaklı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N.A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili, ihtiyati hacze konu borç için ipotek verildiğini, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilmesinin yasal olmadığını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, itiraz eden kooperatif tarafından ihtiyati hacze konu borç için ipotek verildiğinden ihtiyati haciz kararı verilmesinin İİK.'nun 257/ilk maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle itirazın kabulüyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, alacaklı banka vekili temyiz etmiştir.
İİK.'nun 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak, poliçe ve emre muharrer senetlerle çekler hakkındaki takip hükümleri saklıdır. Aynı yasanın 257. maddesi uyarınca da ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Bahse konu yasal düzenlemeler, borçluya yöneliktir. Kefillerin sorumluluğu ise, BK.'nun 487/1. maddesinde hükme bağlanmış olup, anılan düzenlemeye göre kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmiş ise, alacaklı, asıl borçluya müracaatla rehinleri paraya çevirtmeden önce kefil aleyhine de takibat yapabilir.
O halde, davacı bankanın, kredi sözleşmesinde müşterek müteselsil borçlu ve kefil sıfatı taşıyan davalılar aleyhine rehine başvuru şartı olmaksızın BK.'nun 487/1. maddesine dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunmasında engel bir durum bulunmadığı gözetilerek, ipotek belgeleri getirtilip kefalet borcu için ipotek verilip verilmediği ve ihtiyati haciz şartlarının varlığı açısından inceleme yapılmak, eğer ipotek asıl borçlu lehine verilmiş ise kefillere başvurulmasını engellemeyeceği hususu da dikkate alınmak suretiyle bir karar vermek gerekirken, mahkemece salt borçlu açısından düzenleme içeren İİK.'nun 257/1'inci maddesine dayanılarak istemin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz isteyen vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 17.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy