(556 S. KHK m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02/10/2009 tarih ve 2007/18-2009/210 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31/01/2012 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili "H.BEKİR" ibaresinin, şeker, şekerleme, lokum, tatlı, reçel, helva, çikolata, karamela gibi ürünlerde hem marka hem de ticari unvan olarak müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı şirket yetkilileri H. K. ve H. K.'ün ortağı oldukları H.oğlu Gıda Teks.İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti. tarafından, müvekkili adına tescilli "H." ibaresinin kullanılması sebebiyle söz konusu şirket hakkında marka ve ticari unvana tecavüzün men'i ve haksız rekabetin önlenmesi talepli İstanbul FSHHM'ne 2001/201 esas sayılı dosya ile açılan davanın, "H." lafzının davalı tarafından kullanımının önlenmesine karar verilerek sonuçlandığını ve kararın kesinleştiğini, ancak "Baktad Tatlı Hayat Dergisi Mayıs-Haziran 2006" sayısında, "H.oğlu Lezzet Bulgurlu'da" başlığıyla çıkan haber üzerine müvekkili tarafından yapılan araştırma neticesinde, yine dosyamız davalısı yetkilileri tarafından bu kez Gaziantepli H. K. ve Oğulları Gıda Teks.İnş.İth.ve İhr.Ltd.Şti. Unvanı ile şirket kurduklarını ve müvekkili markası olan "H." ibaresini kullanmaya devam ettiklerinin öğrenildiğini ileri sürerek müvekkilinin marka ve unvanına tecavüz ve haksız rekabetin men'ini, davalının ticaren unvanından "H." ibaresinin çıkartılmasını, sicilden terkinini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "H." ibaresinin özel isim olarak kullanılan bir ad olduğunu ve bu ibarenin bir şahsın veya kuruluşun inhisarında olamayacağını, müvekkili şirket ve kurucularının da 100 yılı aşkın bir süredir bu isimle anıldıklarını, müvekkilinin kullanmakta olduğu markasının, 1999 yılından bu yana müvekkili adına tescilli olduğunu ve müvekkilinin markasını ticaret unvanında ve markasında tescil edildiği şekilde kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilli markalarında ve ticaret unvanında H. ve B. kelimelerinin ayrı ayrı yazıldıkları, davalının ticaret unvanında Gaziantepli kelimesinden sonraki ibare ise H. ibaresi olup, kelimelerin birleşik yazıldığı gibi ilaveten K. kelimesi ve Gaziantepli kelimeleri ile Oğulları ibaresi de yazılmak suretiyle gerekli ilave ve ekin yapıldığı, davacı ve davalı unvanlarının karıştırılmayacağı, tescil tarihinden dava tarihine kadar da 4 yılı aşkın süre geçtiği ve fiili kullanımın da bu süre zarfında bu şekilde olduğu, davalının ticaret unvanındaki H. ibaresinin davacının ticaret unvanına tecavüz etmediği, markanın 1999 yılında tescil edildiği, dava tarihine kadar uzun süre geçtiği, her ne kadar marka hükümsüzlüğü işbu davada istenilmemiş ise de, davalı yanın davacının markasına tecavüzünün bulunmadığı, davalının bu kullanımın da ticaret sicil nezdinde ve TPE nezdinde tescilli yasal haklarına dayalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, Ümraniye 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/337 D.İş dosyasında alınan davalıya ait ambalajlarda davalının markasını tescil edildiği şekli ile değil, davacının tek başına dahi tescilli H. BEKİR+ Şekil markasına yaklaştırmak için H. BEKİR ibaresini öne çıkaracak şekilde kullanılmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy