(1086 S. K. m. 75) (6100 S. K. m. 25)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2007/158 - 2008/426 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ KARARI:
Davacılar vekili, müvekkilinin davalıya ait urları Rusya'dan Samsun Limanı'na gemi ile taşıdığını, konşimentoya göre taşımayı müvekkilinin yaptığının belli olduğunu, taşıma bedeli olarak dört adet faturaya dayalı toplam 2700 USD üzerinden ilamsız icra takibi yaptıklarını, davalının icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, itirazlarının haksız olduğunu, ifa yerinin müvekkilinin ikametgahı olan Kadıköy olması nedeniyle Kadıköy İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, taşımayı da müvekkilinin yaptığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, gemi ilgililerinin UND Gürbulak Deniz Taşım. A.Ş. ile aralarında yaşanan hukuki sorunlar nedeniyle UND Gürbulak aleyhine kira bedellerinin tahsili ile ilgili birçok dava açtıkları, davaya konu alacağa benzer navlun alacaklarının tahsili için de davacı Marmara Denizcilik ve UND Gürbulak şirketleri tarafından birçok firma aleyhine davalar açıldığı, karar verilen dosyalar dışında birçok dosyada yargılamaların devam ettiği, davacı ile davalı arsında toplam 9 adet taşımaya dayalı alacağın tahsili için yapılan takiplere itirazın iptali davası açıldığı, bu davalardan 8 tanesinde davacının alacağının bulunmadığı sonucuna bilirkişilerin ulaştığı, ancak işbu davada davacının haklı olduğu sonucuna ulaştıkları anlaşılmışsa da, diğer davalarda yapılan incelemelerde davacının alacaklı olduğunu ileri sürdüğü navlun bedellerinin davalı şirketlerin defterlerinde dava dışı UND Gürbulak Deniz Taşımacılığı A.Ş. alacağı olarak kaydedildiği ve bu alacakların UND Gürbulak firmasına ödendiği, davacı Marmara Denizcilik ile UND Gürbulak firması arasında ticari ilişki bulunmadığı, davacının dayandığı konşimentolardaki tarihlerde yapılan taşımalarda geminin UND Gürbulak firmasına tahsis edildiği ve gemilerin bu firma tarafından işletildiği, davacının, çarterer olarak hareket ettiğini, üçüncü kişilerle sözleşme yaptığını ya da gemiyi işleten şirketten geminin işletmesini devralıp gemi işletme müteahhidi sıfatıyla hareket ettiğini, davalılarla olan ilişkisini, davalıların taşıtan ve gönderilen olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle emsal dosyalardaki bilirkişi raporları benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, deniz yolu ile taşımadan kaynaklı taşıma bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı, icra takibine itiraz dilekçesiyle, borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine göre mahkemece, öncelikle yetkili icra dairesinde geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığı belirlenerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken yetki itirazı değerlendirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, HUMK'un 75/1. maddesinde; Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re'sen nazarı dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz hükmü yer almaktadır.
Yasanın bu açık hükmünden de anlaşılacağı üzere hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup talepten fazlasına veya başkasına hükmedemeyeceği açıktır.
Somut olayda, davalı taraf davaya cevap vermemek suretiyle davayı inkar ettiğine göre mahkemece, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ve toplanan deliller HUMK'un 75. (HMK.25) maddesi kapsamında değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, işbu dava dosyasına yansımayan ve davalı tarafça savunma veya delil olarak sunulmayan emsal dava dosyaları ve bu dosyalardaki bilirkişi raporları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy