(6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 12.11.2009 tarih ve 2007/452-2009/412 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Alper Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle dava dışı sigortalı arasında nakliyat emtia sigorta poliçesi düzenlendiğini, taşıyıcı olan davalının sigortalı emtiayı varma yerine eksik ulaştırması nedeniyle sigortalı firmaya hasar tazminatı ödendiğini ileri sürerek, toplam 15.236 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı sigortalı tarafından alıcı firmalara yapılan satımın CIF satım şeklinde gerçekleştirildiği ve yüke ilişkin hasarın en geç vagonların TCDD ve Ukrferry şirketine teslimiyle alıcıya geçtiği, sigortalının dava hakkının bulunmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 1301 inci maddesi uyarınca açılmış bulunan rücuan alacak davası olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davacının aktif husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de bu gerekçe yerinde değildir. Zira, dava dışı sigortalı tarafından yapılan satımın faturalara CIF satım olarak yazılması tek başına satıcının sigorta yapmakta menfaati olmadığı sonucunu doğurmaz. Alıcı ve satıcı arasında yapılan satım sözleşmesinin CIF satım şeklinde belirlenmesi halinde, satıcı semeni peşin olarak tahsil ettiğinden ve satılanın alıcıya gönderilmek üzere taşıyana teslimi ile nef'i ve hasar alıcıya geçtiğinden satıcı tarafından sigorta menfaati kendisinde olacak şekilde sigorta sözleşmesi yapılmasında yarar yoksa da, Dairemiz yerleşik uygulaması gereğince satımın CIF şeklinde yapıldığının belirtilmesi ve bunun aksinin iddia edilmesi halinde, satımın gerçekten CIF satımın unsurlarını içerip içermediğinin tespiti gerekir. Bu durumda, mahkemece davacının bu yöndeki iddiaları araştırılarak, dava dışı sigortalı tarafından yapılan satımın CIF satım niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda değinilen gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy