(6762 S. K. m. 1067)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 22.10.2009 tarih ve 2008/235-2009/348 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından emtia nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalanan iplik emtiasının davalı tarafından denizyoluyla taşınması esnasında hasarlandığını ve bedelinin sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 10.742,00 TL'nin davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşıyıcı sıfatının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen hasarın halefiyet ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK.nun 1067 nci maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. Anılan yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, hak düşürücü sürenin rücu davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın teslim tarihinin belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy