(818 S. K. m. 43, 44, 100, 306, 307, 372) (4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.10.2009 tarih ve 2001/1290-2009/521 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı T. İ... Bankası A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.A.tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Almanya'da yaşadığını, her yıl sadece Ağustos ayında Türkiye'ye geldiğini, 21.08.2000 tarihinde davalı banka şubesine giderek 80.000 dm tutarında vadeli döviz hesabı açtırdığını, tüm işlemlerin davalı banka Gürçeşme Şube Müdürü Y.D. tarafından yapıldığını, vadesiz döviz hesabından 13.03.2001 tarihinde 3.500 DM'nin rızası dışında havale yapıldığını öğrendiğini, şube müdürünü aradığını, daha sonra 3.500 DM'nin 25 dm fazlasıyla hesabına tekrar yatırıldığını, 09.04.2001 tarihinde aldığı hesap ekstresinde 80.000 DM'nin bilgisi dışında çekilmiş olduğunu ve şube müdürünün borsada işlem yaptığını öğrendiğini, İzmir 9. Asliye Hukuk Mah.'nin 2001/212 E sayılı D.İ. dosyasında müvekkiline ait paranın yurtdışında olduğu bir tarihte çekildiğinin belirlendiğini, davalı Y.hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı Bankanın istihdam eden sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek 80.000 DM'nin 21.08.2000 tarihinden itibaren işleyecek %5.5 döviz cinsi mevduata uygulanacak faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İ... Bankası vekili, davacının Şirinyer (Gürçeşme) Şubesi'nde 21.08.2000 tarihinde 80.000 dm tutarlı döviz tevdiat hesabı açtırdığını, 04.09.2000 tarihinde hesabının kapatıldığını, ödeme dekontu üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu, davacının 17.08.2001 tarihli dilekçesinde parayı kendisinin almadığını bildirdiğini, ödeme fişi üzerindeki imza kendisine ait olduğu için davalı Bankanın sorumlu olmadığını, davacının boş ve imzalı ödeme fişlerini davalı Y.D.'a verdiğini, tek sorumlunun şube eski müdürü davalı Y.D. olduğunu, davacı ve davalı Y. arasında vekalet ilişkisi olduğunu ve davalının vekalet sözleşmesine aykırı davrandığını, vekalet görüşü kabul edilmezse, davacıyla davalı şube eski müdürü arasında kar-zarara dayalı adi ortaklık kurulduğunun kabulü gerektiğini, davalı bankanın istihdam eden sıfatının kalmadığını, davacının 13.03.2001 tarihinde vadesiz hesaptan 3.500 dm çekildiğini öğrenmesine rağmen bu hesaba para gönderdiğini, 09.04.2001 tarihinde vadeli hesaptan 80.000 DM'nin bilgisi dışında çekildiğini öğrenmesine rağmen Türkiye'ye geldikten 18 gün sonra 17.08.2001 tarihinde şikayette bulunduğunu, bu tarihe kadar sürekli davacının hesabına para aktardığını, davacının kendi kusuru sebebiyle zarara sebep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Y.D. vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, Türkiye İ... Bankası Gürçeşme Müdürü Y.D. tarafından, davacı adına hesap açılması sırasında, davacıya birden fazla boş dekont imzalattırıldığı, bu dekontların daha sonraki işlemlerde kullanıldığı, imzalatılmış boş dekontların kullanılması sırasında banka müdürünün mudiden yazılı talimat alarak işlem yapması gerekirken davacının muvafakatini almadığı, borsada işlem yapılırken mudi adına işlemlerin yürütülmediği, 15. Asi. Ceza Mah, kararına ve dinlenen tanık beyanlarına göre paranın rıza dışında çekildiğinin ve davalı Y.D.'ın fiilinin sabit olduğu; davacı ve diğer davalı Y.arasında herhangi bir anlaşmaya rastlanmadığı, davalı Y.D.'ın davalı bankanın personeli (Şube Müdürü) olduğu, bu sebeple davalı bankanın sorumluluğunun B.K. 100. maddesine göre, ifa yardımcısının fiilinden kaynaklandığı, davacıyla zarara sebep olan davalı Banka arasında mevduat sözleşmesi uyarınca alacak borç ilişkisinin mevcut olduğu, davalı Bankanın davacıyla arasındaki bu sözleşme uyarınca edimini yerine getirmek zorunda olduğu, yardımcı kişinin banka tarafından tevdii edilen işi gördüğü sırada kusurlu davranışlarıyla zarar verdiği; davacının ise hesabından 80.000 DM'nin çekildiğini 09.04.2001 tarihinde öğrendiği, ancak 4 ay sonra 17.08.2001 tarihinde şikayet ettiği, ayrıca 4 ay boyunca hesabını kapatmadığı gibi müteaddit kereler havale yapmaya devam ettiği, bu durumun paranın tahsili için Bankanın yapması gereken işlemlerde gecikme açısından kusur oluşturduğu, davacının bu eylem ve ihmalinin B.K.'nın 43, 44. maddeleri uyarınca müterafik kusur teşkil edip, %25 indirimin oluşa ve kusur oranına uygun olacağı gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, davacının olayda %25 kusurlu olduğu kabul edilerek 30.449.43 Euro'nun 21.08.2000 tarihinden itibaren %5,5 oranı aşmamak üzere kamu bankalarınca Euro üzerinden açılan bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uygulanan döviz faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı İ... Bankası A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarıyla davalı Y.'ın usulsüz işlemleri bankanın parasına yönelik olarak gerçekleştirmiş olması sebebiyle davacının esasen davalı Y.'dan hiçbir talepte bulunamayacak olmasına rağmen davalı Y.'ın aleyhindeki hükmü sadece davacının temyiz etmiş olması sebebiyle aleyhe bozma yapılamayacak olmasına göre davacının, davalı Y.'a yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin davalı Banka'ya yönelik temyizine gelince; dava, davalı banka nezdinde döviz tevdiat hesabında bulunan paranın davacının bilgisi dışında davalı banka çalışanı tarafından çekilmesi işlemine dayalı alacak istemine ilişkindir. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasayla değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 inci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. B.K.nın 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faiziyle iadeye mecburdur. Aynı Kanunun 372/1 inci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davacının hesabından davalı bankanın şube müdürü olan diğer davalı Y.D.'ın davacının bilgisi dışında parayı çektiği sabittir. Mahkemenin gerekçesine dayanak yapıldığı şekilde, davacının olayı öğrenmesinden yaklaşık 4 ay sonra davalı bankaya şikayet dilekçesi vermesi davacının kusurunu göstermediği gibi, yine davacının başka bir vadesiz hesabına para yatırmaya devam etmesi dahi davacıya kusur atfı için yeterli değildir.
Ayrıca davacı tarafından davalı Y.D.'a boş ve davacının imzasının bulunduğu boş dekontlar verildiği, davalı banka çalışanı Y.D.'ın bu dekontları hukuka aykırı şekilde kullanıp davacının hesabından parayı çektiği anlaşılmışsa da, davalı Y.D. davalı bankanın müdürü olması ve davalı bankanın yardımcı kişi kullanması sebebiyle B.K. 100. maddesi uyarınca bankanın sorumluluğu gündeme gelir. B.K.'nın 100. maddesinde borçlunun borcun ifasında veya bir borçtan doğan hakkın kullanılmasında çalıştırdığı yardımcı kişinin, işini gördüğü sırada alacaklıya vermiş olduğu zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. O sebeple B.K. 100. maddesi akdi sorumlulukta uygulanır. Davacıyla davalı banka arasında akdi ilişki bulunduğu sabit olup, davalı banka bu ilişkiyi ifa yardımcısı davalı Y.D. aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Dolayısıyla Y.D.'ın, çalıştığı banka adına işlem yaparken davacıdan hukuka aykırı olarak dekont alması ve bunları kullanması bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ayrıca banka kendisinin kusursuz davrandığını ileri sürüp isbatlamakla sorumluluktan kurtulamaz. (Bkz. Prof. Dr. F. Eren. Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt; II S.164 vd.) birer itimat kurumları olan bankalar, bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Açıklanan sebeplerle davalı banka B.K. 100. maddesi gereği diğer davalı Y.D.'ın yaptığı işlem sonucu zarar gören davacıya karşı tam sorumludur. Davacının boş ve imzalı dekont vermesi davacının kusuru sayılamayacağı gibi, davalı banka lehine bu sebeple kusur indirimi yapılması da mümkün değildir. Açıklanan sebeplerle davalı bankanın tam kusurlu olarak zarardan sorumlu olmasına rağmen davacının müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek tazminat miktarından indirim yapılması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı İ... Bankası A.Ş. vekiliyle davacının davalı Y. hakkındaki hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddine, (2), numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan sebeple davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1.134.80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı İ... Bankası A.Ş'den alınmasına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy