(6762 S. K. m. 1292)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.12.2009 tarih ve 2007/8-2009/974 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı tarafından işyeri sigorta poliçesiyle sigortalanan müvekkilinin kiracı olarak bulunduğu işyerindeki malların hırsızlar tarafından çalındığını, ekspertiz raporuyla hasarın 16.000 TL olarak tespit edildiğini, tazminatın ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 16.000. TL tazminatın 14.11.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta poliçesindeki hırsızlık teminatının Zemin katında bulunan ancak geceleri kapanan ve/veya bekçisi olan han ya da pasaj dışındaki işletmelere mesai saatleri dışında kepenk/parmaklıkla kapatılması, çalışır durumda alarm sistemi bulunması, (darbelere dayanıklı cam bulunan işyerlerinde kilitli kapı dışında demir parmaklık/kepenk şartı aranmaz) koşuluyla dahil edilebilir. Darbelere dayanıklı camdan kastın tam temperli, laminasyonlu, min 6+6 mm (12 mm) kalınlığında camdır koşuluyla verildiğini, davacının zemin kattaki işyerinde demir kepenk, alarm tesisatı ve darbelere dayanıklı camın olmadığı, hasarın poliçe özel ve genel şartlarını kapsamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, binanın zemin katındaki davaya konu işyerinin bütün bir cam vitrininin ve cam giriş kapısının olduğu, üzerinde kapı kilidinin bulunduğu, cam kapının sert bir cisimle zorlandığı, dilinin dışarıda ve menteşelerinin kopuk, kapı camının üstten çatlak olduğunun belirlendiği, sigorta poliçesinde zemin kattaki işyerinde dayanıklı cam mevcut ise kepenk ve parmaklık şartının aranmadığının belirtildiği, rizikonun gerçekleşme biçimiyle birlikte poliçeye dercedilen özel koşulun birlikte değerlendirilmesinde rizikoyla özel kloz arasında illiyet bağı kurulamadığı, riziko mahallinde darbelere dayanıklı cam bulunsa dahi olayın oluş şekli itibariyle rizikonun gerçekleşmesine engel olamayacağı, bu sebeple rizikonun teminat kapsamında bulunduğu, cam kapı hasarı ve noksan sigorta uygulamasıyla toplam zararın 14.352 TL olduğu, davalının 27.12.2006 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle 14.352 TL'nin 27.12.2006 temerrüt tarihinden avans faiziyle davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi poliçedeki özel şartın yerine getirilmemesi sebebiyle teminatın devreye girmediğini savunmuş, mahkemece özel şart yerine getirilseydi dahi olayın oluş şekli itibarıyla rizikonun gerçekleşmesine engel olunamayacağı, rizikoyla özel şart arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle dava kısmen kabul edilmiştir. Poliçede zemin/giriş katında bulunan ancak geceleri kapanan ve/veya bekçisi olan han ya da pasaj dışındaki işletmelere hırsızlık teminatı ancak mesai saatleri dışında kepenk/parmaklıkla kapatılması ya da çalışır durumda olan alarm sisteminin bulunması (darbelere dayanıklı cam olan işyerlerinde kilitli kapı dışında kepenk/parmaklık şartı aranmaz) koşuluyla dahil edilebilir. Darbelere dayanıklı camdan kasıt tam temperli, laminasyonlu, min 12 mm kalınlığında olan camdır özel şartı yazılıdır. Bu özel şart artan hırsızlık olayları karşısında sigortalıyı da önlem almaya teşvik etmek, makul bir takım tedbirlerle hasar riskini düşürmek, kötü niyetli sigortalıları caydırmak amacıyla tarafların serbest iradesiyle poliçeye eklenmiştir. Somut olayda, özel şartta belirtilen nitelikte camın bulunmadığı, buna rağmen kepenk, parmaklık ve alarmın da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, özel şart gereğince rizikonun teminat dışında kaldığı değerlendirilmeden, yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy