(6762 S. K. m. 669, 730)
Dava: Hasımsız olarak görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 31.12.2009 tarih ve 2009/784-2009/1003 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, müvekkili elinde bulunan 6 adet çek ile 2 adet bononun zayi olduğunu ileri sürerek, kıymetli evrakların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, iptali istenen çeklerden Ziraat Bankası Salihli şubesinden keşide edilen çek yönünden mahkeme yetkisiz olduğundan bu çek yönünden davanın tefrikiyle yetkili mahkemeye gönderilmesinin gerektiği, davacının keşidecisi bulunduğu 4 adet çek yönünden iptal davası açmakta hukuki yaranın bulunmadığı, 20.1.2010 keşide tarihli, 5.015,00 TL bedelli çek ile iki bononun davacı tarafından ciro edildiği beyan edilmiş olmakla istirdat davası ve ciro iddiasını menfi tespit davasında ileri sürmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, tefrik edilen dosyanın ise yetkili Salihli Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dava, T.T.K.nun 730/20. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 669 ve devamı maddelerine göre açılan zayi sebebiyle iptal istemine dair olup, davaya konu sekiz adet kıymetli evraktan üç adedi için iptal istemi mahkemece yazılı gerekçeyle ret edilmiştir.
Kıymetli evrakın zayi sebebiyle iptaline dair verilen kararlar, davanın hasımsız açılarak görülmesi sebebiyle maddi hukuk bakımından kesin hüküm sonuçları doğurmaz. Bu yöndeki kararlar, ne senedin keşidecisini ve ne de mahkemece yapılan ilana rağmen hamili olduğu ticari senedi her nasılsa dava dosyasına ibraz edememiş olan senet zilyedini bağlamaz. İptal kararı yalnız şekli bakımdan hak sahipliği sıfatının tesbitini sağlayarak, senedi kaybeden şahsın hakkını senedi ibraz etmeden ileri sürebilmesi sonucunu doğurup, maddi hukuki duruma dokunmamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, sonucu maddi hukuk açısından kesin hüküm taşımayan davada, sıkı bir zilyetlik ispatı şart koşulmaksızın, hayatın olağan akışı içinde davacının hamil olduğunun kabulünün mümkün görüldüğü vakalarda iddiayı yeterli kabul etmek gerekirken, davacı tarafından ciro edildiğinden bahisle yazılı şekilde davanın bu üç kıymetli evrak yönünden reddi yerinde görülmediğinden kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy